logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 09-08-2010
Saat: 14:25

Site Map Contacts anasayfa

DNS Ayarlari

DNS Ayarlari

Aktive X Yukle

Aktive X Yukle

Üye Panelİ

Anket

    • Sitemizi Nasil Buldunuz ..

      View Results

      Bekleyin ... Bekleyin ...
  • Sayaç ve Dost Sİteler

    En iyi Seslisitemwww.vartes.net.Com
    En Guzel Sohbet Sitesi Sesli Sohbet sitesi.

    SON YORUMLAR

    • haLuk: söle bnm için np :D :D=))
    • SaRı_ŞeKeR: ya haluk tamam söylemeyecegım senın resmın oldugunu aramızda ok=)))=))
    • haLuk: ben yokum seker kndını etıketlemek ıstıomus onu soluo :D
    • dogukan10: bu resımde haluk hangısı tam olarak :)
    • haLuk: yaklasmayın yakarım :D

    TAKVİM

    Temmuz 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Haz   Ağu »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  
    div>
    You are here: Home » Archives for Temmuz 2010
    yazarYazar: surmelim | tarihTarih: 16 Temmuz 2010 / 20:37

    Dunyalar guzeli bir kiz varmis.Bu kiz oyle guzelmis ki cok uzak sehirlerden ve
    ulkelerden cok zengin ,cok yakisikli,asil pek cok delikanli onu gormeye
    gelirmis.Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice sovalyeyi reddeden guzel
    kiz kimseleri begenmezmis.Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan
    genc bir delikanli da bu kizi istemis.Ama kiz onu da reddetmis. Aradan uzun
    yillar gecmis.Bizim delikanli kasabadan ayrilmis.Kendine baska bir hayat kurmus
    ve evlenmis,coluk cocuga karismis. Bir gun yolu bir zamanlar yasadigi
    guzel,kucuk kasabaya dusmus. Orada tanidik birine rastladiginda aklina bir
    zamanlar orada yasayan dunyalar guzeli kiz gelmis ve ona ne oldugunu sormus.
    Yasli adam onunde gul bahcesi olan bir evi gostererek kizin evlendigini
    soylemis. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmis olan kizin kocasini pek merak
    etmis. Bir gun gizlenip kocasini evden cikarken gormus. Kizin kocasi sisman ,kel
    ve cirkin mi cirkin bir adammis. Ustelik zengin bile degilmis. Cok merak eden
    adam kocasi gittikten sonra evin kapisini calmis. Kiz kapiyi acinca kendini tanitmis ve neden boyle bir adamla evlenmis oldugunu sormus. Kiz da ona arkasindaki gul bahcesinden en guzel gulu koparip getirirse cevabi verecegini bu arada tek sartinin bahcede ilerlerken geriye donmemesi oldugunu soylemis. Adam da bunun uzerine yuzlerce guzel gulun oldugu bahcede ilerlemeye baslamis. Birden cok guzel sari bir gul gormus. Tam ona dogru egilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gul gozune carpmis. Tam ona uzanirken daha ilerde muhtesem guzellikte kirmizi bir gul goncasi gormus. Derken bir de bakmis ki bahcenin sonuna gelmis  ve mecburen oradaki bir gulu koparip kiza goturmus. Bahce!
    nin en guzel gulunu getirmesini beklerken kiz bir de ne gorsun yapraklari solmus
    ciliz bir gul. Bunun uzerine adama donen kiz soyle demis; ” Bak gordun mu ? Her zaman daha iyisini bulmak isterken omur gecer ve sen en kotusune razi olmak zorunda kalirsin.                  Bu yuzden genclik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi ögrenmek gerekir

    Kategori: Genel

    surmelim) umut

    yazarYazar: surmelim | tarihTarih: 16 Temmuz 2010 / 20:24

    Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokagının neredeyse tamamı
    ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir tugla yıgınının
    tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı. Alt katlarında ise
    yaşlı bir ressam otururdu.

    Günlerden bir gün genç kızın arkadaşları zatürreye yakalandı. Genç kız
    günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken o da yatagında
    pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu…

    Geriye dogru sayıyordu;”Oniki” dedi, biraz sonra da ”on bir”; arkasından
    ”on”, sonra ”dokuz”; daha sonra, hemen birbiri ardına ”sekiz” ve
    ”yedi”. Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba?

    Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tugla
    evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir
    asma, tugla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı.

    Dönüp arkadaşına ”Neyin var?” diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde
    ”altı” dedi. ”Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce nerdeyse yüz tane
    vardı. Saymaktan başım agrıyordu. Ama şimdi kolaylaştı. İşte biri daha
    gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi.” ”Beş tane ne?” diye sordu
    arkadaşı. ”Yapraklar, asmanın yaprakları. Sonuncusu da düşünce, bende
    mutlaka gidecegim. Hissediyorum bunu.”

    Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü. Fakat o;
    ”İşte bir tane daha gidiyor. Hayır, çorba falan istemiyorum. Bununla geriye
    dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştügünü görmek
    istiyorum.. Ondan sonra bende gidecegim.” diyerek cevap verdi.

    Genç kız uykuya daldıgında arkadaşı da alt kattaki yaşlı ressama ziyarete
    gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı ressama. Yukarı çıktıgında
    arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen arkadaşına perdeyi açmasını
    söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen upuzun gece boyunca
    aralıksız yagan yagmur ve şiddetli esen rüzgardan sonra, bir asma yapragı
    hala yerinde duruyordu.

    Sapına yakın tarafları hala koyu yeşil kalmakla birlikte, testere agzı gibi
    tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak,
    yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yigitçe asılmış duruyordu.

    ”Bu sonuncusu” dedi hasta kız. ”Geceleyim mutlaka düşer diye düşünmüştüm.
    Rüzgarı duydum. Bu gün düşecektir, o düştügü an ben de ölecegim.” Agır agır
    geçen gün sona erdiginde onlar, alacakaranlıkta bile, asma yapragının
    duvarın önünde sapına tutunmakta oldugunu görebiliyordu.

    Derken şiddetli yagmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır
    aydınlanmaz, genç kıza hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yapragı hala
    yerindeydi. Genç kız, yattıgı yerden uzun uzun yapragı seyretti. Sonra
    arkadaşına seslendi; ”Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan
    oldugumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yapragı orada tuttu.

    Ölümü istemek günahtır. Şimdi bana biraz çorba verebilirsin” dedi. Akşam
    üstü gelen doktor ayrılırken; şimdi bir alt kattaki hastaya bakmam
    gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree.

    Yaşlı adam çok agır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye
    bugün hastaneye kaldırılıyor” dedi.

    Ertesi gün doktor;”Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız” dedi.

    O gün ögleden sonra arkadaşı, iyice iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki
    yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş.

    Hastalandıgı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken bulmuş.
    Papuçları, elbisesi baştan aşagı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir
    haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktıgına akıl sır erdirememişti
    kimse. Sonra, hala yanık duran gemici feneri, yerinden sürüklene sürüklene
    çıkarılmış bir portatif merdiven, bir de üstünde birbirine karışmış sarı,
    yeşil boyalarla bir palet ve saga sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar. O
    zaman o son yapragın sırrı da çözüldü. Rüzgar estigi zaman bile yerinden
    oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şahaseriydi. Yaşlı ressam, son yapragın
    düştügü gece oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı…

    Toplam 14 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234510...Son »
     


    Sesli sohbet sohbet