logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 09-08-2010
Saat: 14:13

Site Map Contacts anasayfa

DNS Ayarlari

DNS Ayarlari

Aktive X Yukle

Aktive X Yukle

Üye Panelİ

Anket

    • Sitemizi Nasil Buldunuz ..

      View Results

      Bekleyin ... Bekleyin ...
  • Sayaç ve Dost Sİteler

    En iyi Seslisitemwww.vartes.net.Com
    En Guzel Sohbet Sitesi Sesli Sohbet sitesi.

    SON YORUMLAR

    • haLuk: söle bnm için np :D :D=))
    • SaRı_ŞeKeR: ya haluk tamam söylemeyecegım senın resmın oldugunu aramızda ok=)))=))
    • haLuk: ben yokum seker kndını etıketlemek ıstıomus onu soluo :D
    • dogukan10: bu resımde haluk hangısı tam olarak :)
    • haLuk: yaklasmayın yakarım :D

    TAKVİM

    Eylül 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930  
    div>
    You are here: Home » Coğrafi
    yazarYazar: dogukan10 | tarihTarih: 2 Ağustos 2010 / 11:51

    STANBUL  

    İstanbul, Marmara Bölgesi’nde il ve Türkiye’nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye’nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur.

    İstanbul, tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kalabalık şehri.

    Yaklaşık 12 milyonluk nüfusuyla dünyada kalabalık şehirlerinden biridir. 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye’nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde Türkiye’nin kuzeybatısında kurulmuştur. İstanbul’un Avrupa’daki bölümüne Rumeli yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu yakası denir. Dünyada iki kıta üzerinde kurulu tek metropoldür. 40 ilçesi vardır.

    Dünyanın en eski şehirlerinden olan İstanbul, 330 – 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu, 395 – 1204 ile 1261 – 1453 yılları arasında Bizans İmparatorluğu, 1204 – 1261 arasında Latin İmparatorluğu ve son olarak 1454 – 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmıştır.

    İstanbul‘un kuzey ve güneyi denizlerle çevrili.Kuzeyinde Karadeniz,güneyinde Marmara Denizi vardır. Batısında Tekirdağ’ın Çerkezköy, Çorlu, Marmara Ereğlisi ve Saray ilçeleri, doğusunda Kocaeli’nin Gebze, Körfez ve Kandıra ilçeleri bulunur. Boğaziçi’ndeki Fatih Sultan Mehmet ve Boğaz Köprüleri şehrin iki yakasını birbirine bağlar. İstanbul, idari olarak 32 ilçe, 112 köye ayrılır.

    İstanbul‘un yazları sıcak ve nemli; kışları soğuk, yağışlı ve bazen karlıdır. Yıllık yağmur düşüşü 870mm dir. Nem yüzünden, hava sıcak olduğundan daha sıcak; soğuk olduğundan daha soğuk hissedilebilir. Kış aylarındaki ortalama ısı 7°C ile 9°C civarındadır ve kar yağışı genelde görülür. Kış aylarında bir iki hafta kar yağabilir. Haziran’dan Eylül’e kadar otalama sıcaklık 28°C dir.

    En sıcak ay Haziran (23.2)°C, en soğuk ay da Ocak (5.4°C) dır. Şu ana kadar en sıcak hava; Ağustos 2000′de 40.5°C olarak kaydedilmiştir. En soğuk hava ise; Şubat 1927′de -16.1°C olarak kaydedilmiştir.

    Şehir biraz rüzgarlıdır; ortalama rüzgar hızı saatte 17km dir. Yaz en kuru mevsimdir, ama Akdeniz iklimlerin aksine kurak mevsim yoktur.

    İstanbul’un nüfusu son 25 yılda 4 katına çıkmıştır. İstanbul’da yaşayanların yaklaşık %65′i Avrupa yakasında; %35’si de Anadolu yakasında yaşar. İşsizlik sebebi ile bir çok insan İstanbul’a göç etmiş, genelde şehir etrafında gecekondu mahalleleri oluşturmuştur.

    Adalar, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Eminönü, Esenler, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sarıyer, Sultanbeyli, Silivri, Şile, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Tuzla, Zeytinburnu yeşilpınar ilçelerine sahiptir.

    İstanbul’daki önemli mekânlar

    Surlar
    İstanbul Surları, İstanbul’un etrafını çeviren surlar tarihte 7. yy.dan başlayarak inşa edilmiş, yıkılmalar ve yeniden yapmalarla dört defa elden geçmiştir. Son yapımı M.S. 408′den sonradır. II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları Sarayburnu’ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray’a bu taraftan ve Marmara kıyısı boyunca Yedikule’ye, Yedikule’den Topkapı’ya, Topkapı’dan Ayvansaray’a uzanıyordu.

    Surların uzunluğu 22 km.dir. Haliç surları 5.5 km., kara 6,5km. Marmara Surları 9 km.dir.

    Kara surları üç bölümden oluşur. Hendek, dış sur,iç sur. Hendekler bugün tarım alanı olmuştur. Sura bitişik ve 50 m. aralıklarla kara surları tarafında, birçoğu yıkılmış, çatlamış durumda 96 burç bulunmaktadır. Bu burçlar, boydan boya uzanan sur duvarlarından 10 m.lik çıkıntıda, çoğunlukla kare planlı ve 25 m. yüksekliğindedir.

    Saraylar
    Dolmabahçe Sarayı: Dolmabahçe Sarayı, Karaköy’den Sarıyer’e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümünde, Marmara Denizi’nden Boğaziçi’ne deniz yoluyla girişte sol sahilde, Üsküdar’ın karşısında yer alan saray. Denizden yer alınıp doldurulmasıyla ortaya çıkan alana yapıldığı için dolmabahçe adını almıştır. Yapımı için dış devletlerden borç alınmıştır.

    Beylerbeyi Sarayı: Beylerbeyi sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır.

    Topkapı Sarayı: Topkapı Sarayı, İstanbul’da yer alan ve dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir. Konumu, Haliç’i, Boğaziçi’ni ve Marmara denizi gören, İstanbul’un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km’yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir.

    Yıldız Sarayı: Yıldız Sarayı ilk kez Sultan III. Selim’in ( 1789- 1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış, özellikle Osmanlı padişahı II. Abdülhamit zamanında Osmanlı Devletinin ana sarayı olarak kullanılmış, günümüzde Beşiktaş İlçesi’nde yer alan bir saraydır. Dolmabahçe Sarayı gibi tek bir bina halinde değil, Marmara denizi sahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru yükselip sırt çizgisine kadar tüm yamacı kaplayan bir bahçe ve koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, yönetim, koruma, servis yapıları ve parklar bütünüdür.

    Çırağan Sarayı: İstanbul, Beşiktaş ilçesi, Çırağan Caddesi üzerinde bulunan tarihi saray.

    Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan da 1910 yılında yanmıştı. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştı. Dört yılda 4 milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Yapımı için Avrupa devletlerinden borç alınmıştır.

    Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları zengin döşenmiş, mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile beş yıldızlı, güzel bir sahil oteline dönüştürülmüştür. Bahçesinde süs havuzu, bir iskele ve bir helikopter pisti bulunmaktadır. Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.

    Taksim Meydanı
    Taksim semti ve meydanı adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun “taksim edildiği”, Taksim Maksemi’nden almıştır.

    Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip genişletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almıştır. Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor ve buluşma yeri işlevini üstleniyor. Meydanın başlangıcından Tünel’e kadar nostaljik tramvay çalışır.

    Taksim Meydanı’nın simgesi haline gelen Cumhuriyet Anıtı İtalyan heykeltraş Pietro Canonica’ya yaptırılmış, 1928 yılında yerine yerleştirilmiştir. Anıtın yapımı 2,5 yıl sürmüş, anıt taş ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Maliyeti için halktan para toplanmıştır. Cumhuriyet dönemi anıtlarından ilk defa figüratif bir anlatımla Atatürk’ü ve yeni düzeni anlatan bir heykeldir. Anıt dikilmeden önce Taksim’de alan özelliği yoktu.

    Sultanahmet Meydanı
    İstanbul’un en önemli meydanlarından biri. Bizans devrinde Hipodrom olarak bilinirdi. “Hipodrom” Yunanca “hippos” (at) ve “dromos” (yol) sözcüklerinin bileşiminden oluşan ve “atyolu” anlamına gelen bir kelimedir. Osmanlı döneminde buraya At Meydanı denirdi.

    Günümüze çok az kalıntıları kalan Bizans devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk kilometre taşı da buradaydı.

    Osmanlı zamanında da Yeniçeri isyanları bu bölgede olur, kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler burada yapılırdı. İstanbul’da Halide Edip’in işgale karşı konuşma yaptığı 1920 Sultanahmet mitingi de burada yapılmıştır.

    Meydanın orta yerinde Kayzer Wilhelm’in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Meydanın batısında ise İstanbul Adliyesi yer almaktadır. Meydan günümüzde İstanbul’un en önemli turistik merkezidir.

    Beyazıt meydanı
    İstanbul’un Eminönü ilçesinde bulunan tarihi bir meydandır. İstanbul Üniversitesi ve Tarihi Kapalı Çarşı’ya ev sahipliği yapmaktadır. Beyazıt Camiini de içinde bulunduran meydan turistlerin uğrak noktasıdır.
    Şehre havayolu, karayolu, denizyolu ve demiryolu ile ulaşmak mümkündür. Şehrin 2 adet uluslararası havalimanı mevcuttur.Bunlar Yeşilköy Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı dır.

    Büyük İstanbul Otogarı 1980′li yıllarda Topkapı’da bulunan İstanbul Trakya Otogarı’nın yetersiz gelmesi üzerine, 1987′de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri Anonim Şirketi arasında imzalanan antlaşmayla yapımına başlanmış, 1994 yılında hizmete girmiştir. Avrupa’nın en büyük otogarı olmakla beraber dünyanın en büyük 3. otogarı konumundadır.

    Haydarpaşa Garı, 1908′de İstanbul – Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edilen tren garıdır. Gar, TCDD’nin ana istasyonudur. İstanbul’un Anadolu Yakasında Kadıköy’de bulunur. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Bağdat Demiryolu yanında İstanbul-Şam-Medine ( Hicaz Demiryolu) seferleri de yapılmaya başlanmıştır.

    yazarYazar: dogukan10 | tarihTarih: 2 Ağustos 2010 / 11:49

    YSERİ GENEL BİLGİLER 
    Yüz ölüçümü: 
    16.917 km2 olan Kayseri ili kuzeyde Yozgat ve Sivas Doğuda gene Sivas ve Kahramanmaraş, güneydoğu ve güneyde Adana, güney batıda Niğde, batıda da Nevşehir illeri ile çevrilidir. 
    Doğal yapı: İç Anadolu düzlüklerinin güneydoğu ucunda yer alan ilin yüzey şekilleri bir sönmüş yanardağ kütlesi, iki dağ sırası ile bunların arasındaki plato ve çöküntü alanlarından oluşur. İlin ve İç Anadolu bölgesinin en yüksek dağı olan Erciyes dağı (3.917 m) sönmüş bir yanar dağ artığıdır. Orta kesimdeki Süveğen (1.968 m), Aygörmez (2.094 m), Kepekli (2.225 m) ve Hınzır (2.641 m) dağları güney batı-kuzey doğu doğrultusunda uzanır. Doğuda bu dağlara koşut olarak uzanan Tahtalı Dağlar, Orta Toroslar’ın bir kolunu oluşturur. Tahtalı Dağların il sınırları içindeki en yüksek noktaları Bakır Dağı (2.721 m), Bey Dağı (3.075 m), Soğanlı Dağı (2.925 m), Dumanlı Dağı (2.873 m) ve Gövdeli Dağın’ın Sandıklıdere Tepesi’dir. (2.601 m) kuzeyde Akdağ, güney doğuda Dibek ve Binboğa dağları, güneyde de Aladağlar il topraklarına sokulur. Bu dağ sıralarının Kuzey kesiminde yer alan uzun yaylanın büyük bölümü il sınırları içindedir. il topraklarının kuzeydoğu kesimini kaplayan Uzunyayla, Zamantı ırmağının başlangıç kolları tarafından açılan vadilerle derin bir biçimde yarılmıştır. İlin öteki önemli platoları, Kızılırmak çevresindeki Sultansekisi ve Anarat düzlükleridir. 
    İlin başlıca akarsuları Kızılırmak, onun kolu Sarımsaklı çayı ve Zamantı ırmağıdır. Kızılırmak ilin kuzey kesiminde, kuzeydoğu güneybatı doğrultusunda Yozgat il sınırlarına koşut olarak akar. Bünyan’ın doğusundaki dağlık yöreden kaynaklanan ve menderesler çizerek Kayseri kentinin kuzeyinde batıya doğru akan Sarımsaklı Çayı, Beydeğirmeni yakınlarında Kızılırmağa katılır. Aşağı kesimlerinde Karasu adıyla anılan bu akarsu üzerinde sulama amaçlı Sarımsaklı barajı kurulmuştur. Uzunyayla’dan kaynaklanan Zamantı ırmağı, kabaca kuzeydoğu güneybatı doğrultusunda akarak il sınırları dışında Sarızın kuzeyinden doğan Göksu ırmağı ile birleşir ve Seyhan Irmağını oluşturur. 
    Erciyes Dağı’nın güney ve güney batısında yer alan Develi Ovası kapalı havza niteliğinde bir çöküntü alanıdır. Çevredeki dağlardan gelen sular ovanın orta kesiminde sığ göl ve bataklıklar oluşturur. Kilometrelerce genişliğindeki bu su birikintileri Sultan Sazlığı ve Yay Gölü adları ile anılır. İldeki önemli göllerden biride Palas Ovasında yer alan ve bir bölümü gene sazlıklar ile bataklıklardan oluşan Tuzla Gölüdür. İlin bir başka ovası olan Kayseri Ovası, çevresindeki bataklıklar kurutularak tarıma açılmıştır.
    Ekonomi: 
    İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz kıyısını birbirine bağlayan geçtiği ilde bitkisel üretime elverişli olan alanların sınırlı olması, halkın öteden beri ticaret ve el sanatlarına yönelmesine yol açmıştır. Kayseri, tarihi boyunca çevresinde ki geniş alanın ticaret merkezi olmuştur. Cumhuriyet sonrasındaki yatırımlarla, ilin ekonomisinde tarım dışı kesimlerin değer olarak daha büyük bir ağırlık kazanmış olmasına karşın, halkın büyük bölümü geçimini hala tarımdan sağlar. 1989 da tarla bağ ve bahçelerde yapılan bitkisel üretimin miktarı şöyle idi: 288.988 ton buğday, 164.897 ton şeker pancarı, 139.460 ton arpa, 72.302 ton patates, 45.642 ton kuru yem bitkileri, 36.992 ton çavdar, 30.342 ton elma, 13.034 ton üzüm ve 11.105 ton soğan. Aynı yıl ilin Türkiye çavdar üretimindeki payı 5 de 1 düzeyinde idi. Meyve suyu fabrikalarının kuruluşu, meyveciliğin gelişiminde özendirici olmuştur. Yaylalı Çayı ve Dereköy Vadileri ile Yeşilhisar çevresi, başlıca meyvecilik alanlarıdır. İlde önemli miktarda zerdali, kayısı, armut, erik ve ceviz de yetiştirilir. 
    İl ekonomisinde bitkisel üretim kadar önem taşıyan hayvancılık daha çok hayvansal ürün elde etmek amacı ile yapılır. Kars ve Erzurum gibi illerden de Kayseri’nin yaylalarına sürüler getirilir. İlin başlıca hayvansal ürünü, Kayseri’nin simgesi haline gelen pastırmadır. İlde en çok koyun, sığır ve kıl keçisi beslenir; Pınarbaşı’nda iyi cins koşu atları yetiştirilir. Et ve Balık Kurumu’na (EBK) bağlı kombina et üretiminde birinci sırayı alır. Yün ve deri öteki önemli hayvansal ürünlerdir. Hayvancılığa bağlı olarak ilde gelenekselleşmiş uğraşlardan biride halıcılıktır. Selçuklular döneminde bağlayan halıcılık özgün niteliğini koruyarak günümüzde de sürdürülmektedir. El tezgahlarına dayalı üretim birimlerinin yanı sıra son yıllarda birçok halı fabrikası açılmıştır. Kayseri, Bünyan, Yahyalı ve Yeşilhisar (Karahisar) halıları yurt ve dünya çapında ünlüdür. 
    İldeki sanayi kuruluşlarının büyük bölümü Kayseri kentindedir. Etibank’ın Pınarbaşı’ndaki Orta Anadolu Krom İşletmesi, Sümerbank’ın Kayseri Pamuklu Sanayi müessesi ile Bünyan Halı ve Battaniye Sanayi müessesi başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Öteki önemli sanayi tesisleri Çinko-Kurşun Metal Sanayi A.Ş. (ÇİNKUR), Kayseri Şeker Fabrikası ve Kayseri Yem Fabrikasıdır. Bunlardan başka makina ve metal eşya üreten, dokumacılık, gıda, cam ve orman ürünleri dallarında çalışan işyerleri de vardır. 
    Kayseri-Develi yolunun geçtiği Tekir Belindeki tesisler, Kayserili’lerin yararlandığı bir kış sporları merkezidir. Çeşitli su kuşlarının yaşama konaklama ve üreme alanı olan Sultan Sazlığı, kuş meraklıları için önemli bir turistik potansiyel taşır. İlin kaplıca turizmi bakımından önem taşıyan yöreleri, merkez ilçenin Himmetdede bucağında bağlı Bayramhacı köyü yakınındaki Bayramhacı Kaplıcası ile Yeşilhisar kentinin güneyindeki Dutluk İçmesidir. 
    Kayseri, yeraltı kaynakları açısından zengin bir ildir. il topraklarında jips, tuğla ve kiremit hammaddesi, krom, alüminyum (Sarız), bakır-kuşun-çinko-pirit (Develi ve Yahyalı), demir (Develi, Yahyalı, Bünyan, Pınarbaşı), kaolin (Develi ve Felahiye), pomza taşı (Develi ve merkez ilçe), diyatomit (Merkez ilçe), sanayi kili (Felahiye), Linyit (Merkez İlçe) içeren yataklar vardır. 
    Tarihsel Yapılar: 
    Kent ve çevresi tarihsel yapılar bakımından zengindir. Kültepede ele geçen buluntular, hem Kayseri’nin hem de Anadolu’nun yerleşim ve uygarlık tarihini aydınlatması bakımından büyük önem taşır. Kuzey surlarını altıncı yüzyılda 1. İustinianos’un yaptırdığı ve Selçuklular, karamanlılar ile Osmanlıların onardığı Kayseri Kalesinin dış surları günümüzde yıkıktır. Dörtgen planlı 3 kapılı ve 195 burçlu ve yakın dönemde onarılan iç kalede saraflar çarşısı kurulmuştur (1988). Kentin ve yakın çevresinin başlıca tarihsel yapıları Kayseri Ulu Camisi, Hunat Hatun Küllüyesi, Çifte Kümbet, Döner kümbet, Sırçalı Kümbet, Ali Cafer Kümbeti, Hacı Kılıç Camisi ve Medresesi, Sahabiye Medresesi, Çifte Medrese, 3 köskten oluşan Keykubadiye sarayı, Hızır İlyas Köşkü, Haydar Bey Köşkü, Molla Oğulları Konağı, Kölük Camisi ve Medresesi (13. yy), Avgunlu Medresesi (13. yy), Köşk Medrese (13. yy) Hatuniye Medresesi (1432), Kurşunlu Cami (1585) ile Kayseri Ankara yolundaki Tekgöz Köprüsü (1203) ve Kayseri Yozgat yolundaki Çokgöz Köprüsüdür (13.yy). 
    Kültepede yapılan kazılarda ele geçen buluntulardan bir bölümü 1969 da açılan Kültepe müzesinde sergilenmektedir. İlin Çeşitli yörelerinde bulunan ve Kayseri Lisesinde depolanan Tarihsel ve arkeolojik yapılar daha sonra müze olarak düzenlenen Hunat Hatun Küllüyesine taşınarak 1938 de ziyarete açıldı. Arkeolojik yapıtlar 1969 da açılan Kayseri arkeoloji müzesinde sergilenmeye başlayınca, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait etnoloik yapıtların bulunduğu Hunat Hatun Küllüyesindeki bölüm, Kayseri etnografya müzesi olarak düzenlendi. Erciyes Üniversitesine bağlı olan Tıp Tarihi Enstitüsü ve Müzesi ise Çifte Medresededir.

    Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234
     


    Sesli sohbet sohbet