
How Is My Site?
Total Voters: 14




(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 3 Şubat 2012 / 8:09

Hayırlı Cumalar
Mevlid Kandiliniz Mübarek Olsun!!!
Mevlid doğum zamanı demektir…..Sevgili Peygamberimiz rebiülevvel ayının 11 veya 12. gecesi dünyaya gelmiş,doğmuştur….Müslümanların bayram günüdür…İki cihan serveri peygamber efendimizin doğduğu gece insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.Alemlere rahmet olarak gönderilen nuru güneş efendimiz için bu gecede bol bol salavatı şerif çekmek,salatı tefriciye okumak efdaldir.Rabbim dualarımızı kabul , peygamber efendimizin şefaatine de nail eylesin cümlemizi ….Amin
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 3 Şubat 2012 / 7:58
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından gerçekleştirilen “Ortadoğu’da Türkiye Algısı 2011” araştırması, Arap dünyasındaki devrimlerin ardından bölgenin nabzını tuttu. TESEV’in üçüncüsünü gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye, bölgede hakkında en olumlu düşünülen ülke… Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin, S. Arabistan, Suriye, Irak, Tunus, Umman, Bahreyn, Katar, BAE, Yemen ve Libya’da 2 bin 323 kişi ile yapılan görüşmelerle hazırlanan raporda öne çıkan unsurlar şöyle:
Bölgenin en önemli sorunu: Ekonomi Arap dünyasındaki isyanlara rağmen katılımcılara bölgenin en önemli sorunu sorulduğunda yüzde 21’i ‘ekonomi’ yanıtını verdi. Kendi ülkeleri söz konusu olduğunda yüzde 40’a çıktı. Katılımcılara göre güvenlik, seçimler ve isyanlar yüzde 7 ile eşit önemde.
Bölgenin geleceğine bakış: Umutlu Katılımcıların yüzde 62’si bölgelerinde son bir yılda yaşanmakta olan gelişmeler sonrasında geleceğe daha olumlu baktıklarını belirtiyor. Ancak katılımcılara kendi ülkelerinin geleceği sorulduğunda olumlu cevap oranı yüzde 47’e düşüyor.
Halk hareketlerine destek: Barışçıl olduğu sürece “evet”
Bölge ortalamasında barışçıl halk hareketlerine katılım yüzde 75 oranında destek alırken şiddet içerikli gösterilere katılmak yüzde 20 oranında kabul edilebilir bulunuyor.
Ortadoğu’ya en büyük tehdit: İsrail İsrail yüzde 47 ile Ortadoğu bölgesine en büyük tehdit olarak görülüyor. İsrail’i yüzde 24 ile ABD takip ediyor.
En olumlu düşünülen ülke: Türkiye Türkiye, bölgede yüzde 78 ile en çok sempati duyulan ülke. Türkiye’yi yüzde 70 ile BAE takip ediyor. Filistin yüzde 66, Çin yüzde 65, S. Arabistan yüzde 64 sempati oranına sahip.
Ortadoğu’da barışa en fazla katkıda bulunan ülke: Türkiye
Bölge dışı bazı ülke ve uluslararası kurumların bölgede barışın sağlanmasında olumlu rol oynayıp oynamadığına ilişkin soruda Türkiye yüzde 77 ile ilk sırada yer alıyor.
Model ülke: Türkiye Ortadoğu’da halk hareketlerinin başlaması ile daha da fazla gündeme gelen “Türkiye Ortadoğu ülkeleri için başarılı bir model olabilir mi?” sorusuna katılımcıların yüzde 61’i “evet” cevabını veriyor.
Çözümde rol oynaması beklenen ülke: Türkiye
“Türkiye bölgede daha fazla rol oynamalı” cümlesine katılma oranı yüzde 71. Ayrıca katılımcıların yüzde 70’i Türkiye’nin son yıllarda bölgede daha etkili olduğunu, yüzde 75’i İsrail-Filistin sorununda arabulucu olabileceğini düşünüyor. Filistin’de bu oran yüzde 84’e çıkıyor.
Geleceğin en güçlü ekonomisi: Türkiye On yıl sonraki en güçlü ekonomi beklentisinde geçen yıl olduğu gibi Türkiye yüzde 25 ile ilk sırada, S. Arabistan ise yüzde 16 ile ikinci sırada geliyor. Mısır’ın 10 yıl içerisinde bölgenin en güçlü ekonomisi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 4.
Türkiye’ye en düşük destek veren ülke: Suriye
Suriye’den katılımcılara Türkiye’ye karşı duydukları sempati sorulduğunda yüzde 44, son bir yıl içindeki gelişmelere verdiği tepki sorulduğunda yüzde 30 olumlu cevap geliyor. Suriye halkının yüzde 58’i hala Türkiye’nin Ortadoğu barışına katkı yapabileceğine inanıyor.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 3 Şubat 2012 / 7:52
Amerikan medyası, Ortadoğu’da artan Sünni-Şii geriliminin yakın zamanda savaşa dönüşebileceğini böyle bir durumda Türkiye’nin İran’a karşı Körfez ülkelerinin yanında yer alacağını iddia etti.
Ortadoğu’nun Sünniler ile Şiiler arasında bir savaşa doğru ilerlediği yolundaki istihbarat değerlendirmeleri dikkat çekici bir biçimde artıyor. Buna göre, İran, Suriye rejimi ve Hizbullah’ın yaşanması olası bir savaşın bir yanında; Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinin ise savaşın diğer tarafında yer alacağı ileri sürülüyor. Son olarak, istihbarat sitesi “G2 Bulletin” bu iddiayı ortaya atarken, gelmekte olan savaşın “7 sinyalini” şöyle sıraladı:
1-Suudi Arabistan’ın petrol üretimini artırma sözü vermesinden sonra, AB İran’a yaptırım kararı aldı. Bunun ardından, İran tehditler savurdu.
2-Suudi Arabistan ve Katar’ın, Esad rejimine karşı savaşan ve merkezi Türkiye’de bulunan Özgür Suriye Ordusu için silah almaya karar verdiği iddia edildi.
3-İran ve Hizbullah, Esad rejimine her türlü desteği vermeyi sürdürüyor. Hizbullah militanlarının Suriye ordusuna çatışmalarda destek verdiği öne sürülüyor.
4-Katar, Suriye’ye bir Arap askeri gücünün gönderilmesini istedi.
5-Suudiler, “ülkenin temsilcisi” olarak muhalif Suriye Ulusal Konseyi’ni tanıdı.
6-Suriye lideri Beşar Esad’ın eşi Esma ülkeden kaçmaya çalıştı.
7-Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Bölgesel soğuk savaş çıkarmak isteyenler var. Bunu engellemeye kararlıyız” dedi.
‘TÜRKİYE DE NÜKLEER İSTER’
ABD Başkanı Barack Obama’nın eski Ortadoğu danışmanı Dennis Ross, BBC’ye yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer bomba üretmesi halinde, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın da nükleer silahlara sahip olacağını ve bunun bölgede “nükleer bir savaş riskini artıracağını” söyledi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 3 Şubat 2012 / 7:42
Eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in şüpheli ölümüyle ilgili ifade veren Doğan Güreş’ten soruşturmanın seyrini değiştirecek bir itiraf geldi. Güreş’in ifadesinde, Bitlis’in ölümüne neden olan uçak kazasının ardından üretici firmanın tehdidi nedeniyle, ‘buzlanma’ diye bir ara yol bulduklarını söylediği öğrenildi.
Yenişafak’ın haberine göre; Eşref Bitlis Jandarma Genel Komutanlığı yaptığı dönemde 17 Şubat 1993′te Diyarbakır’a gitmek için tahsis edilen Kara Havacılık Okuluna kayıtlı uçağın düşmesi sonucu yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada, soruşturmanın seyrini değiştirecek bir gelişme yaşandı. Olayın tüm detayları incelenmeden ‘motor buzlanması’ denilerek kapatılan dosya ile ilgili Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Özgür’e ifade veren dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, itiraf niteliğinde açıklamalarda bulundu. Kaza olmadan önce görüştüğü Bitlis’e Brüksel’de yapılacak olan NATO toplantısına beraber gitmeyi teklif ettiği ancak Bitlis’in, ‘Ben Diyarbakır’a gideceğim, Diyarbakır benim için daha önemli’ diyerek geri çevirdiğini söylediği kaydedildi.
Bilirkişi raporlarıyla da doğruluğu tartışmalı hale gelen ‘motorların buzlanması’ iddiasının Güreş’in itiraflarıyla tamamen çürüdüğü ifade edildi. Güreş’in, üretici firmanın “Uçak satmayız” tehdidi karşısında kazada uçak hatası ihtimalini araştırmadıklarını söylediği öğrenildi. Kazada, pilotaj hatasına da rastlayamadıklarını ifade eden Güreş’in, bunun üzerine “buzlanma” gibi bir ara bir yol bulduklarını söylediği öğrenildi. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısına, ameliyatlı olduğu için kaldığı lojmanında ifade veren Doğan Güreş, şüpheli kazaya şahitlik ettiğini dile getirdiği öğrenildi.
Kaza günü, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ile birlikte bir programa gittiklerini söyleyen Güreş’in, uçağın düşme anına da şahitlik ettiğini söylediği belirtildi. Yenimahalle’deki Posta İşletmeleri Merkezinin bahçesine düşen uçağın yanına ilk gidenlerden birinin de kendisi olduğunu anlatan Güreş, Demirel’in enkaz yerine gelmediğini de kaydettiği öğrenildi. Uçağın düşme anına şahitlik eden Demirel’in daha önceden de yaptığı gibi şapkasını alarak gittiği tespit edildi.
Tunceli İl Jandarma Alay Komutanı iken loimanında şüpheli bir şekilde ölü bulunan Albay Kazım Çillioğlu ile ilgili Malatya özel yetkili Cumhuriyet Savcısının talimatıyla ifade veren Doğan Güreş’in Çillioğlu’nu tanımadığını söylediği öğrenildi. Savcıların sorusuna cevap veren Güreş’in Çillioğlu’nu hatırlayamadığını ve tanımadığını söylediği belirtildi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 2 Şubat 2012 / 10:01
Türkiye’yi sarsan komutan ölümlerinin üzerindeki sır perdesi, eski Tunceli Alay Komutanı Kazım Çillioğlu hakkında hazırlanan Adli Tıp raporuyla aralanmaya başladı. 1994’te lojmanında ölü bulunan ve ‘intihar ettiği’ öne sürülen Çillioğlu’nun Haziran 2011’de açılan mezarından alınan örnekler üzerinde inceleme yapan Adli Tıp Kurumu, saç köklerinde arseniğe rastlandığını, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğunu ve kaburgalarında kırık tespit edildiğini açıkladı.
Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında ölü bulunan Çillioğlu’nun intihar ettiği ileri sürülmüştü. Çillioğlu’nun mezarını açtıran Malatya Özel Yetkili Başsavcı Vekili Özden Doğan, 150’nin üzerinde kişinin ifadesine başvurdu. Savcılık talimatıyla, Çillioğlu’nun Düzce’deki mezarından alınan örneklere ilişkin incelemelerini tamamlayan Adli Tıp Kurumu, raporunu savcıya gönderdi. Bu arada, soruşturma kapsamında savcılık talimatıyla dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’in Ankara’da nöbetçi savcı tarafından ifadesinin alındığı öğrenildi. Çillioğlu’nun oğlu Gökhan Çillioğlu, bu davayı birçok kez gündeme getirdiklerini anımsatarak, “Mezar açıldığı zaman görebildiğimiz kadarıyla kürek kemiğinde delik, sağ kaburgalarında da kırıklar vardı” dedi ve ekledi: “Adli Tıp raporu elime ulaşmadı. Ancak çok ciddi bir soruşturma yürütülüyor. Rapor, özel yetkili savcılığın elinde ve titiz bir şekilde soruşturuluyor. Olumlu bir sonuç çıkacacağına eminim, sabretmemiz lazım.”
Dava kapatılmıştı
Ölü bulunduktan sonra otopsisi yapılarak “intihar ettiği” sonucuna varılan Çillioğlu ile ilgili dosya, sivil savcı tarafından askeri savcıya devredildi. Askeri savcı, ‘Kovuşturmaya gerek yok’ diyerek soruşturmayı kapattı. Gökhan Çillioğlu’nun başvurusu üzerine soruşturma yeniden açıldı ve halen Malatya’da devam ediyor.
Adım adım Çİllİoğlu vakası
O kaza milat oldu
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’i Diyarbakır’a götürmek üzere Ankara’dan kalkan askeri uçak, 7 dakika sonra düştü. Bitlis yaşamını yitirdi.
Ersever intikam peşinde
JİTEM Gruplar Komutan Vekili Kıdemli Binbaşı Ahmet Cem Ersever olay yerine ilk gelenlerdendi. 17 Mart 1993’te JİTEM’deki görevinden istifa etti. Daha önce bir kısmını itirafçı olarak çalıştırdığı kişilerden bir ekip kurup Bitlis cinayetini soruşturmaya başladı.
Şüpheli Çillioğlu
Ersever, uçağa binmesi gerekirken son anda vazgeçen Çillioğlu’ndan şüphelendi. Çillioğlu’nu gayriresmi sorguya çektiği iddi edildi. Sorguda Çilliloğlu’nun Ersever’i ikna ettiği ileri sürülüyor.
Şam’daki Kemancı
Ersever, Bitlis olayıyla ilgili olarak elde ettiği bilgilerle ‘Şam’daki Kemancı’ isimli bir kitabın hazırlığına girişti. Yayıncısıyla görüştükten sonra kayboldu. 4 Kasım 1993’te Ankara Elmadağ’da ölü bulundu.
İnfazlar zinciri
Ersever’in başında Yeşil’in ekibi tarafından sorgulandığı belirtiliyor. Bu sorguda Ersever’in belgelerin Neval Boz’da olduğunu söylediği ileri sürülüyor. Aynı günlerde bu kez Boz’un cesedi bulundu.
İtirafçı nasıl hortladı!
Ersever’i sona sürükleyen önemli kişilerden birinin, ortağı PKK itirafçısı Mustafa Deniz olduğu iddia ediliyor. Deniz’in de Ersever’den sonra öldürüldüğü açıklanmıştı. Ancak Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM davasına 2010’da gelen Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı yazısında Deniz’in 18 Mart 2009 tarihinde istifa ettiği belirtiliyor.
Küçük’e uzanan isim
Ersever’in ekibinde olduğu belirtilen bir diğer isim ise JİTEM elemanı Kemal Uzuner’di. Bu kişinin, Ersever’in elinde bazı belgeler olduğunu JİTEM’e ihbar ettiği ileri sürüldü. Uzuner, Veli Küçük’ün Batı Trakya Dergisi’ndeki ortağıydı.
Ve Çillioğlu öldü…
Ersever ekibinin tasfiye süreci Çillioğlu’na uzandı. İddiaya göre, Çillioğlu, Yeşil ve ekibi tarafından sorgulanıp öldürüldü. Sorguda Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile birlikte Mustafa Deniz, Kemal Uzuner’in de olduğu söyleniyor.
O meşhur ekİp tek tek öldü
EŞREF BİTLİS
1993’te Jandarma Genel Komutanı olan Eşref Bitlis, özellikle ABD’nin Çekiç Güç’üne karşı açıklamalarıyla öne çıktı. 17 Aralık 1992’de Çekiç Güç’e bağlı ABD savaş uçaklarının Irak’ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis’in helikopterine taciz uçuşu yaptığı ortaya çıkmıştı. Bitlis’in komutanlığı döneminde JİTEM’in kurularak yargısız infazların yapılmasına karşı çıktığı da iddia edilmişti. Bitlis, 17 Şubat 1993’te nedeni bilinmeyen bir şekilde düyen askeri uçakta yaşamını yitirdi.
RIDVAN ÖZDEN
Bitlis’in ekibinde yer aldığı belirtilen Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden’in, JİTEM’in uyuşturucu faaliyetlerinin üzerine gittiği belirtiliyor. 12 Ağustos 1995’te alnından vurularak hayatını kaybetti. Eşi Tomris Özden, JİTEM’i işaret etti. Mezarı 17 yıl aradan sonra otopsi için haftaya açılacak.
BAHTİYAR AYDIN
Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın, 22 Ekim 1993 tarihinde Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde vuruldu. Suikastın PKK’ca gerçekleştirildiği açıklandı. Yüksekova Çetesi soruşturması kapsamında sorgulanan bir itirafçı, Aydın’ı JİTEM’in öldürdüğünü ileri sürdü.
TEMEL CİNGÖZ
Tuğgeneral Temel Cingöz, 23 Mayıs 1991 günü Adana’da evinden otomobiliyle göreve giderken Dev-Sol militanı olduğu ileri sürülen kişiler tarafından vuruldu. Daha sonra tedavi görmekte olduğu Balcalı Hastanesinde 27 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Bu ölüm de şüpheli bulundu.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 2 Şubat 2012 / 8:19
Irak Haber Ajansı El Nexil’in haberine göre, Barzani’nin Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebbari ile görüştüğü ve bir çok devletin desteğini aldıkları, ilan edilmesi düşünülen bağımsız Kürt devletine destek vermesi için Türkiye ile görüşmeler yapıldığı iddia edildi.
ABD’nin askerlerini Irak’tan çekmesinin ardından ülkede baş gösteren siyasi belirsizlik devam ederken, Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bağımsızlıklarını ilan etmeye hazırlandıkları iddia edildi. Avestakurd adlı internet sitesi, Irak Haber Ajansı El Nexil’in haberine dayanarak, Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile yaptıkları görüşmede, Kürt devletini 21 Mart günü Nevruz’da ilan etmek için Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin de ikna edildiğini ileri sürdü. Barzani’nin, Avrupa ülkelerinin ilan edilmesi düşünülen bağımsız bir Kürt devletini destekledikleri, Fransa ve İngiltere’nin bu konuda net olmadıkları, ABD’nin ise bölgesel yönetimi bağımsızlık ilanı için hazır görmediği, Türkiye’nin ise razı edilmesi için görüşmelerin yapıldığı belirtildi.
Haberde, Barzani’nin Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’den, Kürt olan Iraklı elçilerin bu konuda bulundukları ülkelerde rollerini oynamasını istediği de belirtildi. Haberde, ilan tarihinin ise 21 Mart 2012 Nevruz’u olarak düşünüldüğü belirtildi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 2 Şubat 2012 / 8:04

Ev sahibi Al Masry taraftarları, Mısır’ın bir numaralı takımı olan Al Ahly’ye karşı kazandıkları 3-1′lik zaferi kutlamak için sahaya akın etti. Takımlarının ligde dördüncülüğe yükseldiği maçın ardından sahaya atlayan Al Masry taraftarları, Al Ahly oyuncularına koştu. Soyunma odasına gitmek isteyen taraftarlar, güvenlik görevlileriyle birbirine girdi. Çıkan olaylarda ilk belirlemelere göre 74 kişi öldü; 180 kişi yaralandı. Ölenler arasında güvenlik güçlerinin de olduğu bildirildi.
KAHİRE’DE DE OLAYLAR ÇIKTI
Canını zor kurtaran Al Ahly’li futbolcular “Gözümüzün önünde insanlar öldü. Bu, futbol değil savaş” dedi. Mısır’ın başkenti Kahire’deki Zamalek-İsmailiye maçında ise ev sahibi taraftarlar stadı ateşe verdi. Olaylar sürüyor.
FEDERASYON MAÇLARI TATİL ETTİ
İddialara göre bu olaylar Al-Masry’nin fanatik taraftar grubu tarafından planlandı. Al Jazeera olayın siyasi bir boyutunun da olabileceğinin altını çizdi. Zira bazı taraftarlar olayları stat dışında askeri yönetim aleyhine gösterilere dönüştürdü.
Mısır ordusu, Port Said’de mahsur kalan Al Ahly futbolcuları ve taraftarları için helikopterler gönderildiğini açıkladı. Yaşananların ardından Al Masry Kulübü Başkanı Kamel Abu Ali istifa etti. Mısır Futbol Federasyonu, olaylar üzerine ligin süresiz tatil edildiğini açıkladı. Meclis de yarın olağanüstü toplanacak.
DAVUTOĞLU’NDAN TAZİYE TELEFONU
Öte yandan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, çıkan olaylarla ilgili olarak Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed Kamil Amr’ı arayarak taziyelerini iletti.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre; Davutoğlu, Amr’a, maçta ölen ve yaralananlar için taziye ve geçmiş olsun dileklerini aktararak Türkiye’nin yardım için her şeyi yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
HALK MECLİSİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANIYOR
Mısır’ın yarı resmi El Ahram gazetesi, Mısır Halk Meclisinin, olayları görüşmek üzere bugün olağanüstü oturum düzenleyeceğini duyurdu.
Bu arada, Mısır siyasetinin tanınmış liberal ismi milletvekili Amr Hamzavi ise sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından yaptığı açıklamada, içişleri bakanı ile güvenlik başkanına istifa çağrısında bulundu.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 31 Ocak 2012 / 11:24

Erkiner, Fenerbahçe’yi UEFA’nın değil, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) men ettiğini söyledi, “Futbol Federasyonu, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesi kararını UEFA’nın baskısıyla aldığını iddia ediyor. Şimdi elimde, Fenerbahçe’nin açmış olduğu davada UEFA’nın CAS’a vermiş olduğu savunma var.
Bu savunmanın 6.3 paragrafında UEFA ‘Şayet TFF elinde bulunan delillerden tatmin olmaz ve kulüp yetkililerinin şike yaptığı konusunda bir karara varamazsa, UEFA’ya kulübü Şampiyonlar Ligi’nden çekmenin erken bir karar olduğunu söyleme yetkisindedir. TFF bu savunmayla bize Fenerbahçe’yi ihraç edeceğini bildirmeseydi biz onu oynatırdık’ diyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de bu konuda bir bilgi kirliliği olduğunu kaydeden Erkiner, “Halihazırda TFF bulguları incelemiş ve Fenerbahçe’nin ihraç etmenin uygun olacağına karar vermiştir. Türkiye’nin Avrupa Kupaları’ndan 8 yıl men cezası alması da söz konusu değildir. TFF, UEFA’nın bu blöfünü göremedi” dedi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 31 Ocak 2012 / 11:17
Fransız Senatör Jacques Mezard’ın öncülüğüyle başlayan girişim sonuç verdi, gerekli imzalar toplandı. Geçen hafta Fransa Senatosu’nun onayladığı, 1915 olaylarına dair Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasanın iptali için bugün Fransa Anayasa Konseyi’ne başvuru yapıldı.
HEM MECLİSTEN HEM SENATODAN İMZA GELDİ
Senatoda Jacques Mezard’ın öncülüğüyle başlayan girişim sonucu toplam 72 üyenin imzası toplanırken, mecliste iktidardaki Halk Hareketi Birliği üyesi Michel Diefenbacher girişiminde de 65 imzaya ulaşıldı. Yasanın anayasaya aykırılık başvurusu için 60 senatör veya 60 milletvekilinin imzası gerekiyordu. Bunun yanında meclis ve senato başkanlarının yanı sıra cumhurbaşkanının da tekbaşlarına başvurması yeterli olabiliyor.
Gelen bilgilere göre bilgilere göre, gerek senato, gerek mecliste toplanan imzalara, küçük partilerin dışında, iktidar partisi ve ana muhalefetteki Sosyalist üyelerin de bir kısmı imza attı.
“ANAYASA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI”
Senatonun kanunlar komisyonu da ”Fransız anayasasına ifade ve düşünce özgürlüğüne, araştırma özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle yasaya karşı çıkmıştı. Milletveki ve senatörler, Fransız anayasasının 33. maddesine ve ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle yasanın iptalini istedi.
1 AY İÇİNDE SONUÇLANACAK
Anayasa Konseyi bir ay içinde iptal başvurusunu değerlendirerek karara bağlayacak.
YASA HAPİS VE 45 BİN EURO PARA CEZASI GETİRYOR
Yasanın geçen hafta Senato’da onaylanmasının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 15 gün içinde yasayı imzalayacağını söylemişti. Yasa, “Fransa’nın kanunla tanıdığı bütün soykırımların inkârının suç sayılmasını” ve Fransız mahkemeleri’nin, suçlanan kişilere bir yıl hapis ile 45 bin euroya kadar ceza isteyebilmesini öngörüyor
Fransa, meclis kararıyla sadece Yahudi Soykırımı’nı ve 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıyor. Yasa,
ERDOĞAN: ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM
İptal başvurusunu değerlendiren Başbakan Erdoğan “en kalbi şükranlarımı ifade ediyorum. Umarım süreç Fransa’nın değerleri ile uyumlu hale gelir.” şeklinde konuştu.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 31 Ocak 2012 / 11:10

Burak Yılmaz’ın ‘inanılmaz performansı’ yurt dışında da ses getirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Arsenal taraftarının sosyal paylaşım sitelerinde Burak’ı takımlarında görmek istediklerini belirtmesinden sonra İngiliz kulübü de kolları sıvadı.
Dünyaca ünlü Fox Sports’un haberine göre Arsenal takımı müthiş bir teklifle Bordo-Mavililer’in kapısını çalmaya hazırlanıyor. Bu sezon Süper Lig’de rekorları alt üst etmeye çok yakın olan Burak Yılmaz için Londra ekibinin tam 12 milyon Pound yani 14 milyon 400 bin Euro’luk bir parayı gözden çıkardığı iddia edildi.
HERKES ONU İSTİYOR
‘Gol makinası’nı yeni sezonda kadrosuna katmak isteyen takımlar sadece Arsenal ile kısıtlı değil. Trabzonspor’dan daha önce de Gökdeniz Karadeniz’i transfer eden Rus kulübü Rubin Kazan’ın milli oyuncuyu yakından takip ettiği ve son performansından oldukça etkilendiği Fox Sports’un haberinde belirtilirken, CSKA Moskova ve Ajax’ın da Burak için ciddi bir teklif sunmaya hazırlandığı kaydedildi.
Bu arada Burak, 14 milyon 400 bin Euro’ya Arsenal’e gitmesi halinde yurt dışına transfer olan en pahalı Türk oyuncusu unvanının alacak.