
How Is My Site?
Total Voters: 14




(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 14 Aralık 2011 / 19:51

Adana Emniyet Müdürlüğü’nün “Türk İntikam Birliği Teşkilatı Direniş Hareketi” adlı yasa dışı suç örgütüne yönelik 4 ilde eş zamanlı gerçekleştirdiği operasyonda 14 kişi gözaltına alındı.
Bir kaleşnikof tüfek, 2 ruhsatsız tabancayla çok sayıda mermininde ele geçirildiği operasyonda şüphelilerin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ ye yönelik suikast hazırlığı içinde olduğu öne sürüldü.
Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye suikast planladığı öne sürülen Türk İntikam Birliği Teşkilatı Direniş Hareketi adlı örgüte yönelik 4 ilde gerçekleştirdiği operasyonda 14 kişiyi gözaltına aldı. Bu kişilerden 5′i sorgu sırasında bırakılırken, adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden 5′i tutuklandı, 4′ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri yaklaşık bir yıl önce Türk İntikam Birliği Teşkilatı Direniş Hareketi adlı yasadışı silahlı suç örgütü yapılanmasına yönelik takip başlattı.
Polis ekiplerinin, istihbarat çalışmaları sonucu örgüt üyelerinin bir sosyal paylaşım sitesinde şifreli olarak haberleştiği bilgisine ulaşıldı. Sitedeki yazışmaları takibe alan istihbarat birimleri, bir avukatın yanında sekreter olarak çalışan, örgüte farkında olmadan ‘kuryelik’ yaptığı ileri sürülen, eşinden kısa süre önce boşanan T.A.’nın izlenmesi sonucu örgüt yapılanması ortaya çıkartıldı.
9 ARALIK’TA DÜĞMEYE BASILDI
Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, istihbarat çalışmalarını tamamladıktan sonra 9 Aralık’ta operasyon için düğmeye bastı. Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin 4 ilde eş zamanlı operasyonunda Adana’da 11, Ankara, Kocaeli ve Hakkari’de de 1′er olmak üzere toplam 14 kişi yakalandı. Operasyonların gerçekleştirildiği adreslerdeki aramalarda 1 Kalaşnikof tüfek, ruhsatlı 2 tabanca, 21 Kalaşnikof mermisi, 20 G3 piyade tüfeği mermisi, örgütsel yapılanmayı gösteren şemalar, eylem planları, krokiler, infazı yapılacak kişilerin isim ve adres bilgileri ile çok sayıda doküman ele geçirildi.
Adana Emniyet Müdürlüğü’nde sorguya alınan 14 şüpheliden 5′i savcının talimatıyla serbest bırakılırken, 9′u önceki gün ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 5′i çıkarıldıkları mahkemede tutuklanırken 4 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Tutuklananlar arasında bulunan örgütün liderliğini yaptığı belirtilen 40 yaşındaki S.Ç.’nin, Ankara’da devlet memuru olduğu, kendisini yüksek rütbeli asker olarak tanıttığı ve askeri üniformalar giyerek fotoğraflar çektirdiği ileri sürüldü.
BAHÇELİ’YE SUİKAST PLANI
Şüphelilerin sorgudaki ifadelerinde ve ele geçirilen dokümanların incelenmesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik suikast planı hazırladıkları, seçim bölgesi Osmaniye’de 5 Ekim 2011′deki gezisi sırasında suikastı gerçekleştirmeye karar verdikleri, ancak yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle saldırıyı ertelediklerinin anlaşıldığı öne sürüldü.
Şüphelilerin ifadelerinde, Devlet Bahçeli’nin terör saldırıları ve şehit cenazelerinde ‘Ülkücü hareketi frenlediği için’ ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, Bahçeli’nin suikaste kurban gitmesiyle kaos ortamının yaratılmasının hedeflendiğini söyledikleri ileri sürüldü.
İTALYAN RAHİBİ ÖLDÜRMEK İSTEMİŞLER
Şüphelilerin Adana’da ‘Bebekli Kilise’ olarak bilinen Aziz Pavlus Latin İtalyan Katolik Kilisesi Rahibi Farancis Dondu’yu öldürmek için plan yaptığı, 23 Nisan 2011 günü Paskalya Bayramı’nda iki kişinin kiliseye kılıçlı ve bıçaklı baskın yaptığı, ancak rahip Farancis Dondu’nun, saldırıdan çok kısa bir süre önce cemaatten bir kişinin evine takdise gittiği için mutlak ölümden kurtulduğu öne sürüldü.
Emniyet kaynakları, Türk İntikam Birliği Teşkilatı Direniş Hareketi adlı örgüt üyesi olduklarını öne sürüleni şüphelilerin, MHP ve BDP’li yöneticiler ile Kürt kökenli vatandaşlara yönelik saldırılar düzenleyip ‘topyekün imha’ planladığı, bu kişilerin isim ve adreslerinin yazılı olduğu ajandanın da ele geçirildiğini bildirdi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 13 Aralık 2011 / 13:00
PKK’yla mücadelede son dönemde yoğun olarak kullanılan F-16’lara yanlış koordinatlar verilip, boş arazilerin bombalandığı ortaya çıktı. Olay, 2. Ordu Komutanlığı bünyesinde gerçekleşti. Ekim 2011 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı ve Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 2. Ordu Komutanlığı’na bir istihbarat ulaştırıldı.
İstihbarata göre 20’nin üzerinde tesbit edilen bölgede 370 PKK’lının bulunduğu bilgisi alındı. Ardından PKK’lıların bulunduğu bölgelerin koordinatları belirlendi.
Taraf Gazetesi’nden Mehmet Baransu’nun özel haberine göre 2. Ordu Komutanlığı gelen bu istihbarat raporunun ardından “Ani Yakın Hava Desteği İsteği” adı altında bu bölgelerde bulunan gruba hava saldırısı düzenlenmesi için Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bir emir yazdı. Yazıda belirlenen bölgelere hava desteğiyle “alçak irtifada hava savunma silahları” kullanılarak, hava operasyonu yapılması istendi.
Ancak 2. Ordu Komutanlığı’nda hazırlanan üç sayfalık “Gizli, Kişiye Özel” emir isteğinde skandal bir olaya imza atıldı. Yüzbaşı Eyyüp Atlıhan imzasını taşıyan üç sayfalık raporda gerçek koordinatlar yerine sahte koordinatlar verildi. Toplam 18 koordinat değiştirilip, PKK’lıların bulunduğu bölge yerine kilometrelerce uzaktaki boş arazilerin değerleri F-16’lara bildirildi ve dağ, taş bombalandı.
370 PKK’lının bölgesi bildirildi
Hava Kuvvetleri Komutanlığı, şu sıralar Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bu skandalla çalkalanıyor. Olayın bir yanlıştan kaynaklanmadığı, 18 koordinatın kasıtlı olarak değiştirildiği şüphesi var. İşte skandal koordinat değişikliğinin perde arkası. Genelkurmay Başkanlığı’na Orgeneral Necdet Özel’in gelmesiyle birlikte, eylül ayında tüm birliklere bir emir gönderildi. Emre göre tesbit edilen PKK’lıların karadan ve havadan “ivedilikle” vurulması emrediliyor, emir komuta zinciri daraltılarak, vurma emri, Heronlar’ın ya da harekat merkezine bakan isimlerin emrine bırakılıyordu.
Genelkurmay Başkanlığı, ekim ayı içerisinde 2. Ordu Komutanlığı’na bir istihbarat mesajı çekti. Çekilen mesajda şu bilgilere yer verildi: “Elde edilen bir bilgiden, Çanaklı, İkiyaka, Gasto Bölgesi, Çemmeluva, Dalaman Sırtları, Yanıkyer ve Çiyarespi Tepe bölgelerinin her birinde 50 Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensubunun bulunduğu, ayrıca Çanaklı bölgesindeki iki ayrı noktada 120 BTÖ mensubunun bulunduğu istihbaratı Genelkurmay Başkanlığı tarafından ilgi mesajda bildirilmiştir.
Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı’nca Bağlar, Yiğitler, Gülkan Vadisi bölgesinde aşağıda koordinatları belirtilen hedef koordinatlarında 200 kadar BTÖ mensubunun bulunduğu duyumu ilgi mesajda bildirilmiştir.”
Hava operasyonu emredildi
Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen bu istihbarat rapor haline dönüştürülerek, hava operasyonu için Malatya’da bulunan 2. Hava Kuvvetleri’ne, Jandarma Kolordu Komutanlığı’na ve 3. Taktik Piyade Tümen Komutanlığı’na bildirildi. Aynı rapor, başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na da “Bilgi” amaçlı gönderildi. Buraya kadar her şey normaldi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı “Grid” adı verilen koordinat kullanıyordu. Hava Kuvvetleri’ne koordinatlar bildirilirken, “Coğrafi Koordinatlara” çevrilerek iletiliyor, F-16 ya da taarruz helikopterlerine coğrafi koordinat giriyordu. Hava operasyon isteği acil olduğu için pilotlar kendilerine verilen koordinatları doğru kabul ediyor ve operasyonu yapıyorlardı.
Bu operasyon da aynı şekilde icra edildi. Operasyonun ardından pilotlardan bazıları kendilerine iletilen koordinatlardan şüphelenmeye başladılar. Şüphe üzerine yapılan incelemede, 2. Ordu Komutanlığı’nın Hava Kuvvetleri’ne gönderdiği koordinatlar üzerinde oynama yaptığı, gerçek olmayan koordinatların bildirildiği ortaya çıktı. Bombalanan yerlerle gerçek koordinatlar arasında kilometrelerce fark olduğu anlaşıldı. Örneğin, 38 SMG 73500-15532 Grid koordinatının Coğrafi değeri, N37, 11.115, E044, 42.090 iken, bu değer değiştirilerek N 37, 12.037 E044, 19.670 olarak Hava Kuvvetleri’ne bildirildi. Benzer durum 17 ayrı koordinatta daha yapıldı. Önceki gün görüştüğüm haber kaynağım, 18 ayrı koordinatta bu kadar ciddi bir hata yapılamayacağını, farklı Grid kodlar için aynı değerlerin verildiğini, ortada ihmali de aşan bir kastın olduğunu söyledi.
Çok zayiat var, Heronları düşürün
MİT, daha önce insansız hava aracı Heronlarla ilgili tüyler ürperten bir skandalı gün yüzüne çıkarmıştı. Alınan bilgiye göre 10 Ekim 2007’de Ankara’daki 388 XX X6 nolu sabit telefondan bir GSM numarasını arayan subay Heronların çok iyi tesbit yaptığını, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini aktardı. Heronların düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen subaya karşı taraf ise bir çaresine bakacakları cevabını verdi. Skandal konuşmayı tesbit eden MİT, gereğinin yapılması için konuyu Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na iletti. Kara Kuvvetleri Komutanı (O dönem İlker Başbuğ) ise 28 Ekim 2007’de olayla ilgili soruşturma emri verdi. Soruşturmayla görevlendirilen Askeri Savcı Naci Dalkılıç, Jandarma ve Emniyet kriminal vasıtasıyla konuşmayı yapan iki havacı subayın kimliklerini tesbit etti. Zayiat veren PKK’lılar için “kendi adamlarımız” diyen ve Heronların düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen kişi ve karşı taraftan “bir çaresine bakarız” diyen kişinin kimliğini belirledi. Soruşturma daha sonra kapatıldı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 13 Aralık 2011 / 8:29
Gizli tanığın ifadesine göre Diyarbakır’ın eski Belediye Başkanı Çelik, Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’a 7 trilyon para aktardı. PKK’nın gizli şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK/TM ana davasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Davanın dünkü duruşmasına 152 sanıklı davanın tutuklu 104 sanığı getirildi.
Duruşmayı izlemeye gelen BDP lideri Selahattin Demirtaş adliye girişinde yaptığı açıklamada bu davanın siyasi bir dava olduğunu, yargılananların da yargılayanların da bildiğini öne sürerek, “Bugün duruşmalar başlıyor, kaç gün sürecek bilmiyoruz. Ama umut ediyorum ki arkadaşlarımızın duruşma serisinin sonunda birçoğu tahliye olacaktır. Beklentimiz odur” dedi.
Duruşmada söz alan sanık avukatları, telefon dinlemelerinde geçen bilinmeyen kişilerin isimlerinin açıklanmasını, eğer bunlar sanıkların yakınlarıysa ve haklarında dinleme kararı yoksa bu kişilerin dava dosyasından çıkarılmasını istedi. Mahkeme heyeti, avukatların bu talebini reddetti.
Daha sonra dava dosyasında yeralan ’X’ adlı gizli tanığın ifadeleri okundu. Gizli tanık ifadesinde KCK/TM’nin DTP, belediyeler ve bazı sendikalarda denetimi sağladığını, KCK/TM yapılanmasında Türkiye Sözcülüğü’nde yer alanların evlenme ve aile kurmalarının yasak olduğunu ve resmi kurumlarda asla görev almadığını söyledi. Gizli tanığın ifadesinde şu görüşlere yer verildi:
“KCK/TM yapılanmasında görev alanlar, deşifre olmaları halinde kırsal alana çıkıp üst düzeyde sorumluluk alırlar. 2002 yılında belediye başkanı Feridun Çelik, ilişkide bulunduğu Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’a 7 trilyon para aktardı. DTP’li belediyelerin ihaleleri KCK’nın kurduğu şirketlere verilir. Vergilendirme adı altında işadamlarından para toplanırdı.”
Öte yandan gizli tanık ifadelerinin okunmasından sonra sanıklar Tanrıverdi ve Sevitek’e söz verildi. Sanıklar Tanrıverdi ve Sevitek, savunmalarında Kürtçe konuşmaya başlayınca mikrofonları kapatıldı.
Avukatlar, müvekillerinin Kürtçe savunma yapmalarına izin verilmediğini belirterek, tercüman atanması talebinde bulundu ve gizli tanık ifadelerinin çok soyut olması nedeniyle ifade olarak kabul edilemeyeceğini savundu.
Feridun Çelik ile ilgili gizli tanığın ifadesine de değinen avukatlar, “Türkiye’de en fazla denetlenen belediye Diyarbakır Belediyesi’dir. Maliye ve Başbakanlığa yazı yazılabilir. O dönemde belediyenin 4 yılllık bütçesi bile 7 trilyon değildir. Soyut ifadelerle yargılama yapılamaz. Gizli tanık ifadesinin delil olarak kabul edilmemesini istiyoruz” görüşünü savundu.
KCK/TM ana davasında yargılanan tüm tutuklu sanıkların Kürtçe-Türkçe yazılı ifade verdikleri, ancak mahkemenin Kürtçe yazılı dilekçeleri iade ettiği görüldü.
Kısa bir aradan sonra duruşma salonuna dönen mehkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 26 Aralık tarihine erteledi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 9 Aralık 2011 / 16:00
Geçtiğimiz günlerde Cübbeli’nin koruması şoförü çeteden yardım istedikleri gerekçesiyle gözaltına alınmışlardı.
Ahmet Mahmut Ünlü, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi.
CÜBBE VE TAKKESİ İLE ADLİYEDE
Ahmet Mahmut Ünlü, sağlık kontrolünün ardından Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Ünlü’nün Karagümrük çetesine yönelik operasyonda bu sabah gözaltına alındığı öğrenildi. Öğle saatlerinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Ünlü’nün görüntüsünün alınmaması için giriş kapısının önü çevik kuvvet polisi ile perdelendi.
“KARAGÜMRÜK ÇETESİ” ADLİYEDE
İstanbul Emniyeti’nin Karagümrük çetesine yönelik operasyonda gözaltına alınan şüpheliler Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi.
“Karagümrük çetesi” olarak bilinen ve halen cezaevinde olan Nuri ve Vedat Ergin’in ağabeyi Nejat Ergin’in de aralarında olduğu şüphelilerin İstanbul Organize Şube’deki işlemleri tamamlandı. Aralarında eski Türkiye Güzeli Neslihan Önder’in de olduğu 11 şüpheli bugün sabah 08.20′de Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından Savcı Mehmet Ali Uysal tarafından sorgulanacak.
SEKS KASEDİ YAKTI
Cübbeli bundan bir kaç ay önce de kendisine ait olduğu iddia edilen seks kasedi ile ilgili İstanbul Emniyeti’ne gitmişti. Cübbeli’nin adamlarının Karagümrük çetesi ile görüşmesinin de bu kasetleri ele geçiren kişilerin izini bulmak için olduğu iddia edilmişti.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 9 Aralık 2011 / 15:50
“Resmi makamlarla her türlü bilgiyi paylaşıyorum. Çok konuşmak istiyorum çok şey paylaşmak istiyorum ama bu süreç buna mani teşkil ediyor”
Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün, Mehmet Ağar’ın İstanbul Emniyeti’nde görevli olduğu dönemde bazı isimlerden para aldığını iddiasına yanıt gecikmedi.
İddiaların odağındaki isim olan eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar faili meçhul cinayetlerle ilgili ifade veren eski MİT’çi Eymür’ün iddialarını Yıldız Sarayı’ndaki Malta Köşkü’nde düzenlediği basın toplantısıyla değerlendirdi.
“ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ KANAATLERİMDE BİR DEĞİŞİKLİK OLMADI”
“Elbette ki kamu görevinde insanlar hgem adli hem de idari makamlara hesap vermek durumundadır ama önce Allah’a sonra kendi vicdanına sonra da tarihe karşı sorumludurlar. Bütün bu sorumlulukların şuuru içinde görev yaptığım konusunda vicdani kanaatim bugünkü günün önemine binaen geldğim yer itibariyle de bir kez daha bu teraziyi kendi vicdanımda tarttım ve şükürler olsun ki kanaatlerimde bir değişiklik olmadı.
İDDİALAR ARAŞTIRILDI
Bütün bu zaman zarfından aynı elde aynı dilde aynı kalemde bir değişiklik yok. Bütün bunların hepsi Meclis soruşturması dahil olmak üzere, çeşitli soruşturmalar da dahil olmak üzere geçmeyen kanal kalmamıştır. Tüm bu kanallar da araştırılmıştır araştırılmaya da devam edilecektir. Türkiye bir hukuık devletidir buna hepimizin inanması lazım. Türkiye’de hepimizin adalete ve orada görev yapan insanların adaletine inanmamız lazım. Aksi taktirde kaos olur.
“RAPORLAR GERÇEK OLSAYDI…”
Şahsımla ilgili devam eden bir yargı süreci var. Yüsek yargıya taşınmıştır. Türkiye’de tabi konusu yargıda olan hiçbir meselenin tartışılmaması sözkonusuyken hiçkimsenin bu kaideye dikkat ettiğini görmemiz mümkün değildir. Bütün bunları sineye çeke çeke hukuka adalete sonsuz bir güven içinde, yolumuza devam ediyoruz. Ancak bu son dönemde sürekli olarak aynı ağızdan çıkan meseleler içinde parasal birtakım ithamlar sözkonusu olunca, hayal bile edilemeyecek isnatlar sözkonusu olunca, ailemle beraber bir şeyler söyleme kararlılığı içinde olduk ve bu kararlılığımı sizlerle payaşıyorum. Bunların hepsi çok şükür aklanarak tarafımdan geçilmiş ve aşılmıştır. 24 seneden beri devam eden raporlar eğer gerçek olmuş olsaydı 35 yaşında meslekten ayrılmış olmamız lazımdı 1987 yılında. Devlet bu kadar sahipsiz değil. Devlet bir kişi falan da değil; kurumları var kuralları var ama bütün bunları anlayabilmemiz mümkün değildir.
“KUSURUMUZ OLURSA BİLEREK DEĞİLDİR”
Yaşanan her şey meselenin daha olumluya götürülmesinde yeni güzergahlar ve ufuklar açmıştır. Bugün gelinen noktada bu güzergahın açık olduğu görülmektedir. Herkes üstüne düşeni yaptığı takdirde, çok uzak omayan bir gelecekte Türkiye bu zorluğu aşarak, hakettiği büyüklüğe kavuşacaktır. Biz tarihin o sürecinde üzerimize düşmüş olanı bütün iyiniyetimizle yapma gayreti içinde olduk. Kusurumuz olursa bilerek değildir; hizmetin kendisinden kaynaklanan hizmet kusurlarıdır. Elbette ki bunlara katlanılır ama kamuda hiçkimse kimseye kanunsuz emir veremez verse de hiçbir şey ifade etmez.Çünkü emri alan kimse bunu dinlemez. Bu kadar net ve açıktır. Ortaya çıkan mesele de yüksek yargıda yargılanma sürecimizi olumsuz yönde etkilemeye yönelik ayrıca terör ve organize suç faaliyetleriyle meşgul olan suç örgütlerine şahsımı hedef göstermektir. Bunların hepsine alışkınız. Allah’ın verdiği emir kadar günümüz vardır. Buna samimi olarak inanmış bir insanız. Kader ve çizgiyi tayin eden Allah’tır. Tedbir bizdendir. Benim devletim dışında da güveneceğim hiçbir kurum yoktur. Milletin dışında da güveneceğim hiçbirşey yoktur. Bunlarla bilrikte temel güvencem inancımdır, kendimdir, ne yaptığımı bilmemdir.
BABAM GİBİ…
Aileme vasiyetimde eşyalarımın Polis Müzesi’ne bağışlanmasını istedim. Tıpkı babam gibi mezar taşıma Elazığ’lı Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar yazılmasıdır. Bunun haricinden hayattan başka bir beklentim yoktur. Milletimizin esenliğidir, ferahlığıdır
Elbette kusurlarımız olmuşsa da bunlar kusur çerçevesi içinde hiçbir zaman suç çerçevesi içinde birşey olmamıştır. Çünkü ben suç ve suçluyla mücadele içindeki bir yapı içinde yetiştim. Meselem budur.”
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 9 Aralık 2011 / 15:31
Şırnak’ın Cudi dağında 3 gündür süren operasyonda, dağın zirvesinde 7 katlı bir mağarada tespit edilen 3 terörist, operasyonu yöneten komutanın yaklaşık 2 saat süren ikna çabası sonucu teslim oldu. Vali Vahdettin Özkan, “Askerimiz, dünyaya insanlık dersi vermiştir” dedi.
Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığının Cudi Dağı’nda karadan ve havadan yürüttüğü operasyona 2005 yılında Şırnak’ta çatışmada şehit düşen “Şehit Jandarma Kıdemli Çavuş Savaş Bıyıklı” adı verildi. Yaklaşık 3 gün önce, özel birlikler ve geçici köy korucuların da katılımıyla başlayan operasyonda, terör örgütünün Cudi Dağı karargah grubunun kış üslenmesi için kullandığı bir mağara tespit edildi.
Küçük ve dar bir girişi olan, çalılarla örtülü mağarada inceleme yapan güvenlik güçleri, söz konusu mağaranın doğal olarak 7 katlı olduğunu belirledi. Mağaranın üç ve dördüncü katında 20 kişilik bir gruba 3 ay yetecek kadar yiyecek, giyecek ve yakacak odun ile çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi.
“TESLİM OL” ÇAĞRISINA ISLIKLI KARŞILIK
Bu arada, mağaranın alt bölümlerinden sesler gelmesi üzerine, güvenlik güçleri, “teslim olun” çağrısında bulundu. Çağrıya sessiz kalan örgüt mensuplarına, teslim olmaları yönünde yeniden çağrı yapıldı. Bu esnada bir örgüt mensubunun ıslıkla karşılık vermesi üzerine asker onları mağaradan sağ çıkarmak için çalışma başlattı.
Teslim olan ilk terörist, “canlı bomba” olma ihtimaline karşılık mağaranın üst katlarına çıkarıldı. Mağaranın alt kısmında 2 teröristin daha olduğunun belirlenmesi üzerine bu kez onların çıkarılması için yoğun bir çalışma başladı.
KOMUTAN 2 SAATTE İKNA ETTİ
Operasyonu yürüten komutan, teslim olmak istemeyen teröristlerle konuşmaya başladı. Bu esnada teröristlerin bulunduğu bölümden atılan bir el bombasının patlaması sonucu bir asker hafif şekilde yaralandı. Buna rağmen, görüşmeyi sonlandırmayan komutan, örgüt mensuplarını mağaradan sağ çıkarmak için yeniden onlarla görüşmeye çalıştı. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından ikna olan 2 terörist, saklandıkları yerden çıktı.
HELİKOPTERLERLE HASTANEYE TAŞINDILAR
Havasız ve nemli olan mağarada uzun süre kaldıkları için bitkin ve yorgun oldukları gözlenen örgüt mensupları, kıyafetleri değiştirildikten sonra askeri helikopterle Şırnak Asker Hastanesine getirildi. Burada sağlık kontrollerinden geçirilen örgüt mensupları, yemek yedikten sonra aileleriyle görüştürüldü.
Teslim olan 3 terör örgütü üyesi, verdikleri ilk ifadede, dağdaki şartların çok ağır olduğunu ve kendilerine anlatılanların gerçeği yansıtmadığını belirtti.
MAĞARA İMHA EDİLDİ
Terör örgütü PKK’nın Cudi Dağı karargah grubunun kış üslenmesi ve eylem hazırlığı için kullandığı 7 katlı mağarada, 7 adet Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, 1 adet roketatar, 1 adet jeneratör, 2 adet akü, 1 adet LCD televizyon, notebook, dvd oynatıcısı ve bol miktarda el yapımı patlayıcı madde yapımında kullanılan malzeme ele geçirildi. Mağara, daha sonra imha edildi.
“İNSANLIK DERSİ VERİLDİ”
Vali Vahdettin Özkan, terör örgütünün yıllarca bölgede var olan yoksulluk ve eğitimsizlik gibi sorunları istismar ederek özellikle gençleri kandırıp, kendi safına çekmeye çalıştığını anlattı.
Cudi Dağı’nda yürütülen operasyonda, Mehmetçiğin büyük bir başarı elde ettiğini ifade eden Vali Özkan, özellikle 3 terör örgütü mensubunun uzun süren ikna sonucunda mağaradan sağ olarak çıkarılışının çok önemli olduğunu söyledi.
Kendisini kurtarmaya gelen askere el bombası atan teröristlere karşı askerin soğukkanlılıkla karşılık verdiğini ifade eden Özkan, “Teröristlere karşı, bu kadar soğukkanlılıkla karşılık veren güvenlik güçlerinin hareket tarzı, dünyanın hiçbir ordusunda örneği görülmemiştir. Bu olay askerlerimizin bir cesaret ve şefkat örneği göstergesi olduğunun kanıtıdır. Askerimiz dünyaya insanlık dersi vermiştir. Operasyondaki askerimiz, kendi canı pahasına böylesi bir olayı gerçekleştirmiştir. Özellikle bu konudaki duyarlılıkları nedeniyle başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere operasyonda yer alan bütün Mehmetçikleri yürekten kutluyorum” dedi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 9 Aralık 2011 / 9:44
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta katıldığı panelin moderatörlüğünü yapan Ignatius, Washington Post gazetesindeki yazısında, ABD Başkanı Barack Obama’yı ”serinkanlı ve temkinli”, Başbakan Erdoğan’ı da ”grurlu ve bazen de çabuk sinirlenen” biri olarak tanımladı. Ignatius, normal şartlarda bu iki liderin ”partner” olmasının pek muhtemel olmadığını belirtti.
Ignatius, şunları yazdı:
”Erdoğan ve Obama, bu yıl içerisinde 13 kez telefon görüşmesi yaptı. İkili, dost olarak başlamadılar ama geçen yıl Toronto’daki açık sözlü sohbetin ardından öyle oldular. Ortaya çıkan ilişki, Obama’nın ‘karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkar’ şeklindeki basit formülasyonunun örneğini oluşturuyor. Arap dünyasındaki karışıklıklara etki etmek ama aynı zamanda da geri planda kalmak isteyen bir yönetim için Erdoğan, mükemmel bir aracı oldu. Erdoğan’ın, Arap dünyasında, özellikle de Arap devrimlerinin güç kazandırdığı Müslüman Kardeşler ve diğer islami partiler arasında yüksek itibarı var ve Kissinger’vari bir hırsa sahip bir Dışişleri Bakanı var.
Erdoğan, ‘Türk modeli’nin vücut bulmuş hali: serbest piyasaya bağlı ve sağlam, Amerikan yanlısı bir ordu tarafından desteklenen, güçlü bir İslami iktidar partisi. Amerikan yönetiminden birçok yetkili bu modeli Mısır ve komşuları için en iyi umut olarak görüyor.”
İsrail’in rahatsızlığı
Görüşmede iki liderin birkaç saat boyunca, ”dünyada gelişen eğilimler ve müttefik olmanın ne anlama geldiği” konularında uzun bir konuşmaya daldıklarını anlatan Ignatius, yazısına şöyle devam etti:
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 7 Aralık 2011 / 21:34
Clinton ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Rusya’da parlamento seçimlerinde hile yapıldığını belirterek, Rusya’daki siyasi sistemi eleştiren mesajlar vermişti. Bu açıklamalara karşılık veren Rusya Devlet Başkanı Medvedev, “Eğer seçimlere gözlemci ve ihlaller açısından bakıyorlarsa bu başka bir şey. Ama bunu yaparak Rusya’daki siyasi sistemi eleştiriyorlarsa, kendi işlerine baksınlar” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında da, Beyaz Saray,ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaların kabul edilemez olduğu belirtildi.
Açıklamada, ”Washington ne yazık ki modası geçmiş klişe sözlere ve etiketlere seçmenlerimize ne olduğunu anlamaya bile çaba göstermeden yapışmış durumda. ABD tarafının gelecekte olumlu seyir gösteren ilişkilerimizin aksine olan bu tip düşmanca saldırılardan kaçınmasını ümit ederiz” denildi.
Parlamento seçimlerinden sonra muhalefetin sokağa inmesi ve seçimlerde beklediği sonucu alamayan Rusya Başbakanı Vladimir Putin ise “reform” sözü verdi. Daha önce başkanlık seçimlerinden önce hükümette değişikliğe gitmeyeceğini belirten Putin, hükümette değişiklik sinyali verdi.
Rusya’da parlamento seçimlerine hile karıştırıldığını iddia eden muhalifler, başkent Moskova ve St.Petersburg’da Putin karşıtı eylemlerini sürdürdü. Polisin sert müdahale ettiği eylemlerde dün 500′den fazla gösterici gözaltına alındı.
Moskova’da dün yapılan gösterilere yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Özel güvenlik güçlerinin müdahale ettiği gösterilerde iki kentte yüzlerce kişi gözaltına alındı. Protestocular, “Putin’siz Rusya” ve “Utanın, faşistler” sloganları attı. Pazartesi günü gözaltına alınan muhalif lider Aleksi Navalji’ye ise 15 gün cezaevinde gözaltı cezası verildi.
Seçimlerde yüzde 20 oy alan Komünist Parti taraftarları da, ayrı bir protesto gösterisi düzenledi.
Putin yanlısı gençlik grupları da Kızıl Meydan’da toplanarak gösteri yaptı. Hükümet taraftarı göstericiler sloganlarıyla Başbakan Vladimir Putin ve Devlet Başkanı Dimitry Medvedev’e destek verdi. Protestocuların, üzerinde Medvedev’in resimleri olan bayraklar ve dev posterler açması dikkat çekti.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 7 Aralık 2011 / 21:13

Tunceli’de dün saat 20.00 sıralarında Atatürk Mahallesi’nde bulunan hakim, savcı ve üst düzey adliye personelinin oturduğu lojmanlara 150 metre mesafede şüpheli 4 kişi gören polisler bu kişileri durdurmak istedi.
Ancak, şüpheliler boş araziye doğru kaçtı. Daha sonra Özel Harekat Timlerinin katıldığı operasyonda PKK’lı oldukları belirtilen ve eylem yapmaya geldikleri belirlenenlerden biri yakalandı. Kaçan 3 kişiyi yakalamak için güvenlik güçleri gece başladığı operasyonları aralıksız olarak sürdürdü.
PKK’NIN İRAN UYRUKLU BOMBACISI YAKALANDI
Sabah saatlerinde operasyonlar kapsamında yapılan baskınlarda yakalanan bir PKK’lının verdiği bilgiler doğrultusunda güvenlik güçleri, merkez İnönü Mahallesi yakınlarındaki kırsal alanda bulunan bir mağaraya baskın düzenledi. Mağarada İran uyruklu bir terörist, tahrip gücü yüksek 3 adet el bombası ve silahıyla birlikte sağ olarak yakalandı. İran uyruklu teröristin emniyette yapılan sorgulamasında verdiği bilgiler doğrultusunda, sabah başlayan ve akşam saatlerine kadar devam eden ev baskınları yapıldı. Baskınlar sırasında çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınan kişiler Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Bu arada dün gece kent merkezine sızarak üst düzey devlet yetkililerine suikast eylemi yapmak isterken polisler tarafından fark edilen ve kaçmayı başaran PKK’lıların yakalanması için kent merkezinde gün boyu başlatılan aramalar devam ediyor. Aramalar devam ederken, emniyet ve askeri birimlerini dikkatli olmaları istenerek, 3 PKK’lının ülke çapında ses getirecek suikast eylemi gerçekleştirmek için kırsaldan geldikleri uyarısında bulunulduğu öğrenildi. İstihbarat birimleri de bu bilgileri doğrulayarak, 1′i kadın 3 PKK’lının bol miktarda patlayıcı madde bulundurduğu ve uzun namlulu suikast silahı taşıdıkları belirtildi.
Kimlikleri tespit edilen ve kaçan 3 teröristin resimleri bütüm güvenlik birimlerine dağıtılırken, il genelinde güvenlik önlemleri üst düzeye çıkartıldı. Öte yandan Tunceli valiliği , yakalanan 2 PKK’lının verdiği bilgiler doğrultusunda bazı şahısların gözaltına alındığını ve bazı bölgelerde operasyonların hala devam ettiğini bildirdi. Açıklamada, çok önemli bir basın toplantısının düzenleneceği ve ele geçirilen malzemeler ve yakalanan 2 törerist hakkında detaylı bilgi verileceği bilgisi yeraldı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 7 Aralık 2011 / 20:53
Lise öğrencisi 14 yaşındaki E.E. ile 13 yaşındaki engelli Ç.K’ya tecavüz ettiği öne sürülen temizlik işçisi ile tecavüzlere yardımcı olduğu iddia edilen eşi tutuklandı.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde bir lisenin 1′nci sınıf öğrencisi E.E. bir süre önce evlerinin okula uzak olması nedeniyle ailece tanıdıkları olan kız arkadaşı B.Ö’nün evine yerleşti. Ancak kız arkadaşının Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir taşeron firmada temizlik işçisi olarak çalışan babası Ahmet Ö. (39) E.E’yi taciz etmeye başladı, bir süre sonra da evde bulunan eşi Zeynep Ö’nün yardımıyla da tecavüz etti. Ahmet Ö. olayı kimseye söylememesi için korkutup tehdit ettiği E.E.’ye daha sonra da birkaç kez tecavüz etti.
2 AY DAYANABİLDİ
Habertürk’ün haberine göre lise öğrencisi E.E. yaklaşık iki ay saklayabildiği tecavüz olayını önce evlerinde kaldığı B.Ö ile H.Ö’ye ardından da hafta sonu tatili için yanlarına gittiği ailesine anlattı. E.E’nin çiftçilik yapan ailesi Çakırlar Jandarma Karakolu’na giderek kızlarını emanet bıraktıkları Ahmet Ö. ile eşi Zeynep Ö’den şikâyetçi oldu. Temizlik işçisi Ahmet Ö. ile eşi Zeynep Ö. evlerinde gözaltına alınırken E.E. de ifadesine başvurulmak üzere jandarma karakoluna götürüldü. Ahmet Ö’nün evinde yapılan aramada 3 adet kuru sıkı tabanca ile mermileri ele geçirildi.
İKİNCİ MAĞDUR ORTAYA ÇIKTI
E.E. ifadesinde arkadaşının babası Ahmet Ö’nün kendisine birkaç kez tecavüz ettiğini, karısı Zeynep Ö.’nün de duruma tanık olarak kocasına yardımcı olduğunu belirterek, “Silah gösterip tehdit etti. Korkumdan kimseye bir şey söyleyemedim. Bir süre sonra her şeyi göze alıp kızına ve eve döndüğümde aileme anlattım. Okumak isterken hayatım karardı” diye konuştu. Bu olayın ortaya çıkmasının ardından Çakırlar semtinde oturan 13 yaşındaki engelli Ç.K’nın yakınları da jandarmaya başvurarak Ahmet Ö’nün kızlarına ters ilişkiye girerek tecavüz ettiğini iddia etti.
KARI KOCA TUTUKLANDITecavüze uğradıkları iddia edilen kızlarda cinsel ilişki bulgusuna rastlanırken Ahmet Ö. ile eşi Zeynep Ö. suçlamaları kabul etmedi. Kendilerine iftira atıldığını öne süren karı koca ifadelerinin alınmasının ardından sevk edildikleri adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi.