
How Is My Site?
Total Voters: 14




(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)



(5,00 out of 5)
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 6 Aralık 2011 / 16:03
Los Angeles Times’a konuşan ABD’li bir yetkili, hafta sonunda İran’da düşen RQ-170 Sentinel insansız casus uçağının bir CIA görevinde olduğunu açıkladı. Adını vermeyen yetkili, bilinen en gelişmiş radara yakalanmama ve gözlem teknolojisine sahip olan uçağın, İran veya ABD’nin diğer düşmanları tarafından deşifre edilmesinden çekindiklerini ifade etti. Aynı yetkili, casus uçağın görevi kapsamında mı yoksa teknik bir arıza nedeniyle mi İran topraklarına girdiğini bilmediklerini iletti. RQ-170 Sentinel uçağının, Afganistan’ın güneyinde görev yaptığı biliniyordu.
ABD ordusu, Sentinel’in kontrolünü, Afganistan’ın batısında uçarken kaybettiklerini doğrulamıştı. İran’ın IRNA haber ajansı ise Sentinel’in askeri birlikler tarafından vurulduğunu belirtti. ABD, bu iddiayı reddederek bu yönde hiçbir belirti bulunmadığı yanıtını verdi.
EN SON TEKNOLOJİ
Jet motoruna sahip olan ve yarasa kanadı benzeri kanat tasarımı ile gövdesindeki özel materyal sayesinde radara yakalanmayan RQ-170 Sentinel, ABD’nin en gelişmiş silahlardan biri olarak kabul ediliyor. Casus uçak, radara yakalanmadığı gibi sahip olduğu bilgisayar sistemleri sayesinde düşman topraklarının içinde ilerleyebiliyor.
Sentinel’in, binlerce metre yükseklikten yeri didik didik eden kameralara, cep telefonu konuşmalarını takip eden ve havadaki dumanların kimyasallarını analiz ederek yeraltındaki gizli nükleer tesisleri tespit edebilecek alıcılara sahip olduğu düşünülüyor.
Sahip olduğu tüm özellikler Pentagon tarafından gizli tutulan casus uçağın, üretim maliyeti, ebatları veya maksimum hızı bilinmiyor.
Sentinel, 2 Mayıs’ta Pakistan’da öldürülen El Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in yakalanmasına yönelik operasyonda da kullanılmıştı. İlk fotoğrafları 2009 yılında Afganistan’ın Kandahar kentinde ortaya çıkan Sentinel, o tarihten sonra “Kandahar Canavarı” lakabını almıştı.
ABD’Yİ RAHATSIZ EDEN DÜŞÜNCE
ABD’li yetkililer, sahip olduğu özellikler bile son derece gizli tutulan RQ-170 Sentinel’in İran’ın eline düşmüş olabileceği düşüncesinden oldukça rahatsız. Pentagon sözcüsü John Kirby, “İnsanlı ya da insansız bir uçağımızın onu geri alamayacağımız bir yere düşmesi bizi endişelendiriyor” dedi.
Güvenlik uzmanı Peter Singer ise RQ-170 Sentinel’in İran için olmasa da müttefikleri Rusya ve Çin için faydalı olabilecek çok çeşitli sistemler barındırdığını söyledi.
Adını vermek istemeyen bir diğer ABD’li yetkili de RQ-170 Sentinel’in İran’da düşmesini, “Bu çok kötü. Tüm bilgilere ulaşacaklar… Dahası Çin ve Rusya’da bu bilgileri edinecek” yorumunu yaptı.
ENDİŞELER YERSİZ OLABİLİR
Buna karşın uzmanlar, İran’ın, oldukça yüksek bir irtifadan düşen uçağın enkazından işe yarar bilgi edinmesinin zor olduğunu ifade etti.
Lexington Enstitüsü analisti Loren Thompson, uçağın çakılmasının ardından İran’ın eline sadece küçük parçaların geçtiğini, bu nedenle çok fazla teknolojik bilgi elde etmelerinin mümkün olmadığını belirtti.
ÇİN DE TEKNOLOJİ ÇALMIŞTI
ABD’nin silah teknolojilerinin geçmişte de diğer ülkelerin eline geçtiği iddia edilmişti. Çin’in bu yıl tamamen kendi imkanlarıyla geliştirdiğini belirttiği J-20 hayalet uçağının, ABD’nin F-117 uçağından elde edilen teknolojiyle üretildiği öne sürülmüştü.
Bir F-117, 1999 yılında Kosova savaşı esnasında düşmüş ve parçaları Çinli ajanlar tarafından kaçırılmıştı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 6 Aralık 2011 / 15:49
Diyarbakır’ın Lice İlçesi’nde güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonda öldürülen 3 PKK’lıdan İran uyruklu ‘Hayri Durmuş’ kod adlı İsa Mirazimilan’ın Silvan İlçesi’nde 13 askerin şehit olduğu saldırıya katıldığı açıklandı.
Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, 3 Aralık günü Lice İlçesi’nin Sağlık Mahallesi kırsalında eylem hazırlığında olduğu belirlenen PKK’lılara yönelik düzenlenen ve 3 PKK’lının öldürüldüğü saldırıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, öldürülen PKK’lılardan İran uyruklu ‘Hayri Durmuş’ kod adlı İsa Mirazimilan’ın 14 Temmuz 2011 günü Silvan İlçesi Dolapdere Köyü kırsalında 13 askerin şehit olduğu saldırıya katıldığının tespit edildiği bildirildi.
İranlı PKK’lının PKK’nın sözde Kendal Bölgesi Hacı Çerkez alan sorumlusu olduğu ve telsizde ‘Akif’ kodunu kullandığı belirtildi. Öldürülen Mirazimilan ile birlikte 3 Kalaşnikof tüfek, 2 telsiz ve çok sayıda mühimmat ele geçirildiği açıklandı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 4 Aralık 2011 / 20:57
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “İsmini söylemeyeceğim, PKK örgütünün üst düzeyinden biri İstanbul’da yakalanmıştır” dedi.
Arınç, Bursa’dan yayın yapan Bursa TV’de konuk olduğu bir programda kadın gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir basın mensubunun, “Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin yıl dönümünde konuğumuz oldunuz. Meclis’te özellikle PKK’nın siyasal simgesi olan kişilere sayın denmesine nasıl baktığınızı bilirken, PKK’nın para bastığı ortaya çıktı. Bunları nasıl yorumluyorsunuz-” şeklindeki bir soru üzerine Arınç, şöyle konuştu:
“Bayanların gözüyle siyasete bakmanın ayrı bir özelliği var. Ama siyasette de kadın zarafetinin, dikkatinin, nezaketinin mutlaka siyasete yansıması gerekirdi. Milletvekili olduğumuzdan, AK Parti’nin kuruluşundan itibaren kadın siyasetçileri özendirmeye ve teşvik etmeye çalıştık. Bu yıl yapılan seçimlerde partimizdeki kadın milletvekili sayısı yüzde 100 arttı. Daha ileriye taşıma düşüncesindeyiz. Sadece milletvekili olarak değil il ve ilçe başkanlığından belediye başkanlığına kadar mümkünse kadın siyasetçiler olmalı. Seçilme yaşı 25′e indirildi. Bunda AK Parti öncü rol oynadı. 25-30 arasında olan 7 milletvekilimiz parlamentoya girdi. Diğer partiler de özen gösterdiler. AK Parti’de kadın ve genç milletvekilinde çok öndeyiz.”
-”Amanoslar temizlendi”-
Sorunun terör örgütü PKK ile ilgili bölümüne ilişkin olarak da Arınç, şunları söyledi:
“PKK, bir terör örgütü, Türkiye’nin başının belası. Sadece bizim değil, çevremizdeki ülkelerde de çok büyük rahatsızlıklar meydana getiriyor. 30 yılı geçti, bu örgütle mücadele ediyoruz. 24-25 şehidimizle birlikte çok üzüldüğümüz, gözyaşı döktüğümüz, sıkıntı duyduğumuz günlerden bugün terörle mücadelede en başarılı noktaya geldik. Açık yüreklilikle söylüyorum, son 3 aydır güvenlik güçlerimizin, başlarında komutanları ve amirleriyle sınır içi ve dışında, dağda, şehir merkezinde yürüttükleri tüm operasyonlar başarılı olmuştur. Şu anda, ismini söylemeyeceğim PKK örgütünün üst düzeyinden biri İstanbul’da yakalanmıştır. Bizim için çok önemliydi Amanos Dağları’nda sayıları 50′yi geçmediği bilinen örgütün bir şebekesi, yıllardır zarar veriyordu. Amanoslar, coğrafi bakımdan girilmesi, mücadele edilmesi zor yerlerdi. Hatay’da, İskenderun’da askeri birliğe ve polislere karşı saldırı düzenlemişlerdi. O günden bu yana Başbakanımız, talimat vermişti ‘Amanosları temizleyeceksiniz’ diye. Amanoslar şimdi temizlendi. Bütün örgüt üyeleri, elleri kırıldı, çökertildi, silahlarıyla birlike yakalandı. Umarım Amanoslar’dan bir daha saldırı duymayacağız.”
Siirt, Bitlis, Hakkari, Yüksekova ve Şırnak’ta operasyonların başarıyla devam ettiğini vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:
“PKK, dış destekli terör örgütü ve dış destekli olması, bu mücadeleyi zorlaştırıyor. Uyuşturucu, sigara trafiğini onlar yönetiyor. Dışardan haraç yoluyla topladıkları paraları gönderiyorlar. Bunların yanında para basmak veya gayri hukuki suç örgütleriyle ilişki kurmak, onlar için çok olağan. Topyekun mücadele içindeyiz. ABD, iki kez karar aldı, belli isimleri kara listeye koydu, onların mal varlıklarını dondurdu. Onları uyuşturucu suçuyla itham etti. Onlarla ilgili çok önemli kararlar aldı. AB üyesi ülkelerden de buna benzer kararlar çıktı. Bu, onların işlerini zorlaştırıyor. Mücadeleyi daha iyi sonuca ulaştırmamız için dış desteğe ve onların kaynaklarını kurutacak tedbirlere ihtiyacımız var.”
-Dersim sorusu…-
Bir gazetecinin Dersim tartışmalarına ilişkin sorusu üzerine Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim olaylarına ilişkin, “Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ben diliyorum, CHP’nin de bu olaylarla ilgili özür borcu var” dediğini anımsattı.
Arınç, geçen guma günü Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonunu kabul ettiğini anlatarak, bunların içinde Seyit Rıza’nın torunu Rüstem Polat’ın da yer aldığını söyledi.
Ziyarette yetkililerin, Dersim Dernekleri Federasyonu olarak daha önce yaptıkları çalışmaların dosyalarını getirdiklerini belirten Arınç, şöyle konuştu:
“250′den fazla olayların canlı tanıklarıyla, çocuklarıyla yapılmış röportajları içeren CD’leri, takvimleri getirdiler. ‘Sayın Başbakanın olayla ilgili açıklamalarını takdirlere izliyoruz. Bu bizim tarihimizdir. Bu tarihimizden dolayı ızdırap çeken binlerce, milyonlarca insan var. Bunların arkasından kan gütmüyoruz intikam duygusuyla da hareket etmiyoruz. Bu acıyı günün birinde, birisinin kabul etmesi gerekiyordu. Bu da Başbakandır. Hemşehrimiz olarak sayın Kılıçdaroğlu’ndan da aynı tavrı bekliyorduk ama O’nu bulamadık. Size gelişimizin sebebi de TBMM’de araştırma komisyonu kurulabileceğini, Dersim olaylarıyla ilgili bir rapor hazırlanabileceğini söylemiştiniz, biz bunu da çok önemsiyoruz. Böyle komisyon kurulabilir mi- siz ne yaparsınız-” diye sordular. Cin şişeden çıktı, Dersim üzerindeki ambargo kalktı. Dersim konuşulamaz, üzerinde durulamaz bir noktaydı. Tarihimizdeki böyle karanlık noktalar olduğunu biliyorum. Yakın tarihe merakım var. Özellikle tek partili siyasi dönemde devletin, parti olduğu dönemde, şüphesiz buna benzer çok yanlışlıkların olduğu çiziliyor ve yazılıyordu.”
-”Gerçekler araştırılıyor”-
Bülent Arınç, Dersim olaylarının binlerce, insanın ölümüne yol açtığı, bir o kadarının sürgünlere gönderildiği, çocukların aileler yanına evlatlık olarak verildiğinin bilindiğini dile getirerek, “Tarihimizin acı sayfalarını tekrar gündeme getirmenin Türkiye ve bundan sonraki siyaset açısından da ne kadar faydası var, tartışmayacağım. Siyasetçiye düşen, toplumsal barışmayı temin etmek için Türkiye’deki bu travmaları ortaya koyması lazım. Bu travmanın sebep ve sonuçlarını ortaya koyması lazım. Bundan sonra böyle olayların yaşanmamasının tedbirlerinin alınması lazım” dedi.
AK Parti döneminde gerçeklerin araştırıldığına dikkati çeken Arınç, şunları kaydetti:
“Savcılar, hakimler, inceleme yapıyorlar, davalar açıyorlar. 12 Eylül darbesi, yargıya havale edildi, 28 Şubat darbesi veya postmodern darbesi yargıya havale edildi. Demek ki, yasalara aykırılık bugün suç olarak kabul ediliyor. İnsan hakları ihlalleri, kötü muamele, işkence Türkiye’de sıfır toleransla karşılanabiliyor. Dersim için böyle kabulde bulunursak, Dersim’in konuşulması, araştırılması da mümkün hale gelebilir. ‘Devlet yanlış yaptığı için 1937 olayları nedeniyle Tunceli, Dersim halkına böyle işkence reva görülmüştü. Ama bunlar, o dönemde kaldı, o dönemin CHP’si hükümeti yok. Türkiye’de yeni dönem başladı. Bu acılar yaşanmayacak. O tarihlerde ölenlerden, onların yakınlarından, sürgün edilenlerden, özür diliyoruz, onlarca kucaklaşıyoruz. Bundan sonra böyle acı yaşanmayacak’ dese Hükümet de büyür CHP de büyür. Bunları yapanlar da utanır mahcup olurlar.”
-”Tunceli’deki siyasi düşünce…”-
Arınç, Van’ın Özalp ilçesinde yaşanan Mustafa Muğlalı olaylarını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Çok şükür 85 ildeki kışlaların isimleri tamamen değişti. Şehitlerin adı verilmeye başlandı. Katilini veya celladını sevme psikolojisi izah edilebilir, bunlar üzerinde konuşulabilir. Tunceli’ye karşı bir saygısızlık yapmış olmayalım, orada yaşayan halka karşı. Onun psikolojik vaka olduğunun ben de farkındayım. Tunceli 120-130 bin nüfusu var. TBMM Başkanıyım. Orada özürlüler için rehabilitasyon merkezi yapılacaktı. Tunceliler geldiler, bana projeyi açtılar. O zaman TBMM Başkanı olarak temsil gideri olarak 125 bin lira katkıda bulundum. Onlar para topladılar, bitirdiler, rehabilitasyon merkezi açılışına beni davet ettiler. Ben de gittim. DTP’li belediye başkanı var. Belediye başkanını ziyaret ettim. Sonra valilikte brifing verilirken bir şey dikkatimi çekti. Cumhuriyet tarihinin en başarılı projesi KÖYDES projesidir. AK Parti’ye puan kazandıran budur. Bana verilen rakamlara baktım. Manisa’ya gelen KÖYDES rakamlarından fazla. Manisa’nın 1 milyon 310 bin nüfusu var. O’nun onda biri Tunceli, 130 bin bile değil. Valiye ‘rakamlar doğru mu-’ diye sordum. ‘Doğru’ dediler. Halka, ‘sizin 10 misli büyük ilden geliyorum. Bana gelen KÖYDES parası son 3 yılda, size gelenden daha az. Sizin daha çok ihtiyacınız var. Hükümetimiz size pozitif ayrımcılık yapmış. Buna isyan mı teşekkür mü edilir-’ dedim.”
Orada yolsuz ve suyu olmayan yer bırakmadıklarını dile getiren Arınç,
“Köylerin hepsine parke taşı gitti çok güzel yatırımlar oldu. Şimdi halkımız, geleneksel refleksle CHP’ye çok oy veriyor. Referandumda ‘hayır’ oylarının yüksek olduğu yer Tunceli. Bırakalım onları tercihleriyle başbaşa. Tunceli’deki siyasi düşünce, bu vesileyle bundan sonra değişecektir. Bugünkü CHP ve Kılıçdaroğlu’nun tutumu, kendi içlerinden çıkmış hemşehrilerinin kendilerini sahipsiz bırakması karşısında eminim orada ciddi uyanış ve farklı tercihe yol açacaktır” dedi.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 4 Aralık 2011 / 20:44
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 30 Kasım 2011 / 20:55
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, yabancı basın mensuplarına “Türkiye’deki meslektaşlarınızdan hiçbiri sırf gazetecilik yaptığı için içeride değildir. seçimle işbaşına gelmiş bir hükümeti antidemokratik yollarla devirmeye çalışan bir yapıyla irtibatlı olduğu için tutuklanan gazeteciler var.” dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere iki gündür Brüksel’de bulunan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Brüksel’de mukim yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Press Club Brussels’de yabancı basının sorularını cevaplayan Bağış, Türkiye’de hiçbir gazetecinin mesleğini icra etmesinden dolayı tutuklanmadığını yineledi. Bağış “Türkiye’deki meslektaşlarınızdan hiçbiri sırf gazetecilik yaptığı için içerde değildir. seçimle işbaşına gelmiş bir hükümeti antidemokratik yollarla devirmeye çalışan bir yapıyla irtibatlı olduğu için tutuklanan gazeteciler var.” şeklinde konuştu.
Tutukluluk sürelerin uzun olmasını eleştiren Bağış, “74 milyon nüfusa 12 bin yargıç bakıyor, bu da çok az.” yorumunda bulunurken Adalet Bakanlığın yargıda reform çalışmalarına başladığını kaydetti. Egemen Bağış, yabancı basına Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu kendisi dahil birçok arkadaşının siyasetten men edilmekle yargılandığını aktardıktan sonra gazetecilerde elde edilen bazı CD’lerde kendisine ait gizli telefon görüşmeleri kaydının bulunduğunu ifade etti. Yaşanların basit bir medya özgürlüğü meselesi olmadığını vurgulayan Bağış, seçilmiş bir hükümetin zorla görevden uzaklaştırma girişimlerinin altını çizdi.
Maalesef bu baskınların bazılarında Başbakan’ın (Recep Tayyip Erdoğan) eşiyle yatak odalarındaki özel sohbetlerinin kaydı bile bulundu. O hale bu sadece basitçe basın özgürlüğü davası olamaz. Başka birçok unsur var. İtalya’daki Temiz Eller davasına ve başka ülkelerdeki benzer davaları hatırlatıyor. Bunlar demokratik yollarla seçilmiş hükümeti demokrasi dışı yöntemlerle devirmek isteyen grup ya da yapılanmalara ilgili” dedi.
“BİZİM HATALARIMIZDAN ARAPLAR DERS ALABİLİR”
Yabancı gazetecilerin sorularını cevaplandıran AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin Doğu’nun en batısı, Batı’nın da en doğusu olduğuna işaret ederek, Türkiye’deki 200 yıllık demokratikleşme sürecindeki hatalardan Arap ülkelerin ders alması istedi.
Egemen Bağış, Kıbrıs Rum kesimin AB dönem başkanlığını devralması halinde Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin nasıl olacağının sorulması üzerine “Bugün nasıl Komisyon ve Avrupa Parlamentosu ile müzakerelerimiz devam ediyorsa o zaman da bu iki kurumla ilişkilerimiz devam edecektir. Sadece AB Dönem Başkanlığı ile aynı masaya oturmayız.
Bir yıldır hiçbir fasıl açılmıyor, Kıbrıs dönem başkanlığı süresi boyunca bir ay daha açılmasa da sıkıntı değil.” sözlerine yer verdi. Bir diğer soru üzerine Kck’nın PKK’dan farkının olmadığı, bir terör yapılanması olduğunu aktaran Bağış, PKK’nın AB terör listesinde olduğunu hatırlattı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 30 Kasım 2011 / 20:02
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, memurlara yapılacak zammın geciktiği yönündeki iddialarla ilgili açıklama yaptı. Çelik, “Zam eğer yetişirse kanun hükmünde olduğu için toplu sözleşme kanunu direk dereye girer, yetişmediği takdirde ise bütçe kanunundaki madde devreye girecek. Bakanlar Kurulu’na sunulur. Mağduriyet söz konusu olamaz.” dedi. Bakan Çelik, intibak yasası ile ilgili de emekli dernekler ile görüşmelerin devam ettiğinin, görüşmeler sonunda konunun Bakanlar Kurulu’na taşınacağını ifade etti.
Avrupa Birliği Koordinasyon ve Dairesi Başkanlığı’nın açılışına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Avrupa Komisyonu Sosyal İlişkiler Dairesi Dış İşler Direktörü George Fıscher katıldı. Açılışta konuşan Fıscher, bu merkezin insan kaynaklarının Türkiye sunulan fonlarından sorumlu bina olacağına işaret etti. Merkezin açılması ile AB’nin Türkiye daha iyi eğitim imkanlarının sağlanması ve kalkınmanın artması için çaba sarf edeceğini kaydetti. Bu noktada Türkiye’nin ciddi bir potansiyele sahip olduğunu gördüklerinin ifade eden Fıscher, “Bu programı, mevcut potansiyeli daha da ileri götürmeyi amaçlamaktadır. Bu ülkede eğitim ve sosyal politikalardaki gelişmeleri görmek istiyoruz. Türk toplumu hızlı bir şekilde geliştiğinde bundan faydalanacak olan AB’dir. Bu bina bu amaçla kuruldu.” diye konuştu.
“AB ÇİFTE STANDARTTAN VAZGEÇMELİ”
Bakan Faruk Çelik ise AB’nin üyelik süreci içinde Türkiye’ye uyguladığı tavır ile ilgili eleştirilerde bulundu. Çelik, “1958 yılına AET’e üyeliğine baş vurduk. 63 yılında da ortaklık anlaşmasını imzalamış olduk. Yaklaşık 50 yıl geride kalan süre içinde bu günde müstakil bir binanın açılışını gerçekleştiriyoruz. AB ile önemli adımlar atıldı ama 1990′lı yıllarda başvuran ülkeler üye oldu biz ise 1999 yılında aday, 2005 yılında ise ancak müzakerelerin başladığı bir ülke olduk. Bu sürecin bu kadar uzamasında farklı nedenler var. Bu sürecin gecikmesinde Türkiye’nin hataları olduğu gibi, AB’de çifte standardı söz konusu. AB Küresel bir güç olmak istiyorsa, medeniyetlerin buluştuğu bir topluluk olmak istiyorsa, ekonomide bir çekim merkezi olmak istiyorsa Türkiye’ye ihtiyacı vardır.” ifadelerini kullandı.
“BAKANLIĞI İLGİLENDİREN 2 FASIL EN KISA ZAMANDA AÇILMALI”
AB’den kaynaklanan kafa karışıklığının Türkiye’ye mal edilmesini doğru bulmadığını ifade eden Çelik şöyle konuştu:
“Fasıllar noktasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak 2 fasıl alanımıza girmektedir. Biri, işçilerin serbest dolaşması ile ilgidir. Fasıllar duruyor. Biz de sonuçlarını bekliyoruz. AB ülkelerine yaptığımız süreçte, iş adamlarımızın bazı seyahatlerde sıkıntı yaşadıklarını ifade etmişlerdir. İşçi dolaşımının ötesinde, iş adamlarımız ve malları taşıyan işçiler noktasında sıkıntılar yaşamaktayız. Diğer fasıl ise 19. Fasıl, eylem planlanın hazırlanması isteniyordu. Bu fasıl için gerekli planı hazırladık 2010 yılında gönderdik. Sendikal mevduatın yapılması ile ilgiliydi. Umarım bu düzenlemeler ile ilgili, 2012 yılı içinde bu faslın açılmasını umut ediyoruz.”
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 30 Kasım 2011 / 17:00
Topkapı Sarayı’nda pompalı tüfekle etrafa ateş açıp iki kişiyi yaralayan silahlı saldırgan etkisiz hale getirildi. Şahsın üzerindeki çantanın incelenmesi için olay yerine bomba uzmanı ekipler gönderildi.
KİMLİĞİ BELLİ OLDU
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, İstanbul Valiliği’nde yaptığı açıklamada, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun gerekli bilgileri verdiğini kaydederek, bu bilgiye ek olarak tek bir unsurun olduğunu, bunun da saldırganın kimliğiyle ilgili olduğunu belirtti.
Şahin, “Saldırgan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil, yabancı uyruklu. 1975 doğumlu, Libya uyruklu. 27 Kasım’da Türkiye’ye giriş yapmış” dedi. Şahsın etkisiz hale getirilerek, saldırı eyleminin sonlandırıldığını anlatan Şahin, saldırganın üzerinde bir şeyler bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, konunun araştırıldığını dile getirdi.
Şahin, şahsın sırt çantasının da incelendiğini aktararak “Bundan sonrası adli süreç. Deliller değerlendirilecek” dedi. “Şahsın olay yerine bir araçla geldiği söyleniyor. Bu araca ulaşıldı mı? Bağlantılar belirlendi mi?”sorusuna da Şahin, “Doğrudur, bir araçla gelmiştir. Arkadaşlarımız, şahsın olay yerine geldiği araca ulaştı. Araç Suriye plakalı. İlk belirlemelere göre sahibi bir başkası. Bağlantıları çok kesin değil. Saldırgan bir kişi ” diye yanıt verdi.
Şahin, eylemi nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de “Eylem eylemdir. Eylemin mesajı zarar vermektir” dedi.
Topkapı Sarayı’nın önüne gelen bir kişi, “Allahu Ekber” diyerek elindeki silahla çevreye ateş açtı. İlk belirlemelere göre 2 kişi yaralanırken, uzun süren çatışmanın ardından saldırgan ölü olarak ele geçirildi.
Alınan ilk bilgilere göre, Arap uyruklu olduğu öne sürülen bir şahıs, Topkapı Sarayı’na girmek istedi. Güvenlik görevlisiyle bir süre konuşan şahıs, daha sonra cebindeki silahı çıkararak çevreye rastgele ateş etmeye başladı. “Allahu Ekber” diye bağırdığı öğrenilen şahsın açtığı ateş sonucu ilk belirlemelere göre 2 kişi yaralandı.
Yaralılar, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Şahıs elindeki silahla Topkapı Sarayı’na girerken, bölgeye çok sayıda polis ekibi ve ambulans sevk edildi.
Saray ve çevresini adeta abluka altına alan polis, silahlı şahsı etkisiz hale getirmek için yoğun çaba harcadı.
Vatandaşlar, elinde silah bulunan bir şahsın rastgele çevreye ateş açtığını ifade ettiler.
ÇİFTE TÜFEK, FİŞEK, TABANCA
Saldırganın saraya girmeden önce çekilen görüntülerinde üzerinde çapraz şekilde astığı tüfekler ve omzunda boydan boya fişeklik dikkat çekiyor. Elinde uzun namlulu bir tüfekle yürürken görüntülenen saldırganın ikinci tüfeğinin pompalı olduğu sanılıyor.
Fotoğraflarda deri ceketiyle birlikte Ayasofya’dan sanki İstanbul’da ava çıkmış gibi gezen saldırganın oldukça soğukkanlı olduğu anlaşılıyor.
Bir görgü tanığı saldırganın soğukkanlılığını “Yanımdan geçti. Pompalı silahı ve fişekleri vardı. Avcı mısın dedim. Allahu Ekber deyip ve Arapça bir şeyler söyledi. 20 saniye sonra silah sesleri gelmeye başladı” diye anlattı.
İSTANBUL VALİSİ’NDEN AÇIKLAMA
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Topkapı Sarayı’nda gerçekleşen silahlı saldırının kişisel bir olay gibi gözüktüğünü söyledi.
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in katıldığı Atatürk Havalimanı Jandarma Koruma Bölük Komutanlığı Ek Hizmet Binası açılışı sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı. Gazetecilerin Topkapı Sarayı’nda yaşanan silahlı saldırı ile ilgili soruları üzerine Mutlu, olayın şu anda tam olarak net olmadığını söyledi. Aldıkları ilk bilgilere göre olayın kişisel bir olay gibi göründüğünü belirten Mutlu, basın mensuplarının “Saldırganın Suriye’li olup olmadığı” yönündeki soruları üzerine, “Hayır, hayır, hayır şu anda öyle bir şey yok. Ben size açıklama yapacağım.” ifadelerini kullandı.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 28 Kasım 2011 / 21:31
Time Dergisi’nin “Yılın Kişisi”ni seçmek için devam eden oylamasında, Recep Tayyip Erdoğan, 31 adayın yer aldığı en popülerler listesinde 61 bin 404 oyla 1The Time dergisi internet sitesinde “Yılın Kişisi” oylamasında son iki üç gün içinde hızlı bir yükselişe geçen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ilk sıraya yerleşti. Erdoğan, 31 adayın yer aldığı en popülerler listesinde futbolcu Leo Messi’yi geride bırakarak 61 bin 404 oyla 1. sıraya tırmandı.
Her sene okuyucularının görüşünü alarak “Yılın Kişisi”ni seçerek, haberleri olumlu ya da olumsuz olarak en çok kimin etkilediğini belirleyen Time dergisinin devam eden oylamasında, en popülerler listesinde, Recep Tayyip Erdoğan, son iki üç gün içinde büyük bir tırmanışa geçerek birinciliğe yükseldi.
Erdoğan, uzun bir süre birinciliğini koruyan Barcelona Oyuncusu Lionel Messi’yi geride bırakarak 61 bin 404 oyla 1′inci sıraya yerleşirken, Lionel Messi 61 bin 270 oyla 2′inci sıraya geriledi.
Bu arada, en az popüler olanlar listesinde ise, Erdoğan, 28 bin 137 oy alan ve ikinci sırada bulunan ekonomik krizden daha çok para kazanan yüzde birlik grubu büyük bir farkla geçerek 77 bin 504 oyla 1. sırada bulunuyor.
Yazar: olumune_sevdam
Tarih: 28 Kasım 2011 / 19:07
Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Genel Müdürü Ünal Önsipahioğlu, gelecek yılın Temmuz ayında milli piyade tüfeğinin seri üretimine başlayacaklarını kaydetti.
Önsipahioğlu ve beraberindeki heyet, Gaziantep Sanayi Odası’nı (GSO) ziyaret etti. Sanayicilerle bir araya gelen MKEK Genel Müdürü Ünal Önsipahioğlu, ziyarette yaptığı konuşmada, Temmuz ayında seri üretimine başlayacakları milli piyade tüfeğinin bir kısım parçalarının da Gaziantep’te yapılacağını belirtti.
Ünal Önsipahioğlu, şöyle konuştu:
“Biz bunlarla gurur duyuyoruz. İnanıyoruz ki daha çok silah üreteceğiz ve sizlerle büyümeye devam edeceğiz. Örneğin milli makineli tüfek bunu takip ediyor. Milli 105′lik obüs bunu takip ediyor. Milli tank bunu takip ediyor. Bunlar hep özgün projeler. Milli taarruz helikopteri, milli savaş uçağı takip ediyor. MKEK bütün bu projelerde yer alıyor.
Benim özlemim de üniversite-sanayi işbirliğini başlatmaktı. Bugün Üniversite ile bu konuda bir Ar-Ge anlaşması imzalayacağız. Bazı projeleri de burada başlatacağız. Böylelikle biz Gaziantep’in savunma sanayinde hak ettiği yere gelmesini ve daha üst noktalara taşımayı planlıyoruz. MKEK bugün savunma sanayinde lider ve lokomotif konumunda. İşte bugün burada fabrika müdürleri arkadaşlarımızla bulunmamızın sebebi de budur. Şunu bilin ki MKEK artık Ankara’da oturup kendisine iş üreten bir kurum olmayacak. Biz arkadaşlarımız ile birlikte her zaman sanayicilerle birlikte olacağız. Biz, bizimle iş yapan, iş yapma potansiyeli olan herkesle çalışmaya hazırız. Biz inanıyoruz ki hem ülke savunma sanayinde hem de arkadaşlarımız standartlarını yükseltecekler.”
Türkiye’nin sanayi envanterini çıkardıklarını dile getiren Ünal Önsipahioğlu, “Sanayicimizin ayağına giderek işbirliği yapmak istiyoruz. MKE, Türkiye’de sanayinin oluşmasında bir okul ve ekol olmuştur. Bu görevimize de devam ediyoruz. Türk insanı kafasına koyduğu, aklına koyduğu her şeyi yapar. Gaziantep’te bunun için buradayız. Gaziantep’in potansiyellerini biliyoruz. Gelin, görün, fabrikalarımızı gezin. Biz birlikte çalışmaya hazırız” diye konuştu.
MKEK’nin Türkiye’de sanayinin oluşmasında bir okul ve ekol olduğunu yineleyen Önsipahioğlu, “Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, sanayinin içerisinde bir MKE’li buluyoruz. Bu görevimizi de halen devam ettiriyoruz” dedi.
Önsipahioğlu, bugün bin 24 alt yüklenicilerinin olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Bunlar ciddi, önemli silah ve mühimmat parçaları yapan şirketler. Öyle şirketler var ki, kapısını açıp içeri girdiğiniz zaman tamamen bize çalışıyor. Mesela namlu kaplama işi yapıyoruz. MKE’de namlu kaplama tesisi kurmaya kalksak, 20-25 milyon Dolar paraya ihtiyaç var. Ama bu işi Konya’da, Adapazarı’nda yapan sanayici var. Niye tekrar onun için yatırım yapayım- İşi ona veriyorum, kalkıyor o da bana geri veriyor. MKE bu ülkede sanayinin oluşmasında bir okul ve ekol olmuştur. Sanayiciyi MKE yetiştirmiştir. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, sanayinin içerisinde bir MKE’li buluyoruz. Bu görevimizi de halen devam ettiriyoruz.”
İhracata çok büyük önem verdiklerini, MKEK’nın yıllık ihracatının 6 yıl önce en fazla 4,5 milyon dolarken bugün 45 milyon Dolar olduğunu söyleyen Önsipahioğlu, “Bugün ihracat yapıp da parasını cebimize koyduğumuz ihracat miktarı 45 milyon dolar. İmzaladığımız kontrat miktarı 297 milyon dolar. Biz bugün Latin Amerika’nın hepsine ABD’ye, Kuzey Afrika’nın hepsine, Afrika ülkelerinin bazılarına, Arap ülkelerinin bütününe 61 ülkeye bugün itibariyle ihracat yapıyoruz. Bizimle beraber hareket eden bütün alt yüklenicilerin burada önü açılıyor” ifadelerini kullandı.
Ar-Ge’ye önem verdiklerini kaydeden Önsipahioğlu, “Bizim olan ürünleri yapmanın zamanıdır. Türkiye’de bu güç vardır. Alt yüklenici olan sanayiciler ve siz arkadaşlarımla beraber her türlü ürünü başarabiliriz” şeklinde konuştu.
MKE’nin tam 117 Ar-Ge projesini takip ettiğine vurgu yapan Önsipahioğlu, bu çalışmaların da bir yerden teknoloji transferi olmadığını dile getirdi.
Önsipahioğlu, Ar-Ge çalışmalarının kendi mühendisleri, teknikerleri, teknisyenleri ve işçileri tarafından yapıldığını kaydetti.
-”Gaziantep sanayisi MKEK için önemli bir tedarik merkezi”-
Gaziantep Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Adnan Ünverdi ise yaptığı konuşmada, Gaziantep sanayisinin MKEK için önemli bir tedarik merkezi konumunda olduğuna dikkati çekti.
Ünverdi, “Gaziantep; sahip olduğu üretim potansiyeli, ürün çeşitliliği ve dünya pazarında yıllardan bu yana edindiği tecrübelerle önemli bir üretim şehridir. Bu şehirde; makineden, tekstile, gıdadan kimyaya çeşitli sektörlerde yüzlerce kalem sanayi malı üretilmektedir. Bu ürünler, Avrupa Birliği ülkeleri ağırlıklı olmak üzere dünyanın 166 ülkesine ihraç edilmektedir. Gaziantep, Türkiye’de ihracat yapan şehirler sıralamasında 6. sırada bulunmaktadır” dedi.
Türkiye’de en fazla marka ve patent başvurusu yapan şehirler içerisinde Gaziantep’in 5. sırada, Anadolu’da ise 1. sırada bulunduğuna dikkati çeken Ünverdi, şöyle konuştu:
“Komşu ve bölge ülkelerle geliştirdiğimiz işbirliği ve projeler neticesinde dünya ile artan ihracat hacmimiz, bugün en önemli rekabet gücümüzü oluşturmaktadır. Gerek Orta Doğu, gerek Afrika gerekse AB ülkeleriyle olan ekonomik işbirliğinde Gaziantep, Türkiye’de bir model teşkil etmektedir. Bugün bu şehir bulunduğu uluslararası bölgenin en büyük sanayi ve ticaret şehridir. Aynı zamanda Türkiye’de sanayide markalaşan, inovasyonda öncü ve örnek olan, nanoteknolojiyi ve akıllı ürünleri konuşan ve projelerle uygulayan bir kenttir. Şu bir gerçek ki; Gaziantep bugün MKE için her zaman olduğundan daha iyi bir ticari partner konumundadır. Bizler bugün sizlerle olduğundan daha fazla ortak işler yapmayı, ortak projelere imza atmayı istiyoruz. Bu bağlamda MKE ile Gaziantep sanayisinin tedarik anlamında işbirliğini arttırması büyük temennimizdir.”
Program sonunda Gaziantepli sanayiciler, MKE’nin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi aldı.
GSO Başkan Yardımcısı Adnan Ünverdi, MKE Genel Müdürü Ünal Önsipahioğlu’na bakırdan yapılmış bir kahve fincanı hediye etti.