logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 09-08-2010
Saat: 13:51

Site Map Contacts anasayfa

DNS Ayarlari

DNS Ayarlari

Aktive X Yukle

Aktive X Yukle

Üye Panelİ

Anket

    • Sitemizi Nasil Buldunuz ..

      View Results

      Bekleyin ... Bekleyin ...
  • Sayaç ve Dost Sİteler

    En iyi Seslisitemwww.vartes.net.Com
    En Guzel Sohbet Sitesi Sesli Sohbet sitesi.

    SON YORUMLAR

    • haLuk: söle bnm için np :D :D=))
    • SaRı_ŞeKeR: ya haluk tamam söylemeyecegım senın resmın oldugunu aramızda ok=)))=))
    • haLuk: ben yokum seker kndını etıketlemek ıstıomus onu soluo :D
    • dogukan10: bu resımde haluk hangısı tam olarak :)
    • haLuk: yaklasmayın yakarım :D

    TAKVİM

    Eylül 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930  
    div>
    You are here: Home » Genel » İNANCIN NE KADAR GÜZEL OLDUGUNU ANLATIYO BİZE
    yazarYazar: ErDaL | tarihTarih: 18 Temmuz 2010 / 7:10

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ Arkasından yırtılan bir gömleğin hesabıyla başlamıştı bu sevda. Bıçaklarla kesilen parmaklar ayın 14 gibi
    parlayan Yusuf un güzelliğini tasdiklercesine çalınmıştı ellere.

    Bir kor düşmüştü Züleyha nın yüreğine ah zaman demişti geleceğe bırakmıştı söyleyeceklerini.
    İkisi de eşsizdi aslında biri ay biri güneşti ama biri doğduğunda diğeri gitmek zorundaydı.
    Dualarda aramıştı Yusuf kurtuluşu bunların istediklerindense zindan benim için daha hayırlıdır demişti.

    Onu yakan alevler rüzgârın etkisiyle daha da yayılmıştı. Züleyha ise artık kesmişti umudunu belki de bir daha ayın o güzel şeklini 14 ünü hilalini göremeyecekti. Olsun demişti ama onu görmek hayali bile yeterdi yaşamaya

    Geceler yarenlik ediyordu artık ona Her gün güneşin batışını bekliyor ayın çıkmasıyla bir nebze hasreti diniyordu Yusuf’a.
    Dikkatlice bakıyor acaba onu hatırlatacak bir emare görebilir miyim ümidiyle geçiriyordu karanlık geceleri Sevdanın çilesiyle yanmak olgunlaştırırdı sevenleri ızdırapla hasretle beklenen vuslatın sonu cennet değimliydi?
    Madem bu yolda çekilen çile kutsal en kutlu amelim olsun sana olan sevdam diye geçiriyordu içinden Züleyha.
    Yusuf ise zindanları n dilinden anlar olmuştu onlarla konuşuyor döküyor sevdasını küflü rutubetli duvarların nemlenmiş yüzlerine O da tek dostu olan Rabbinden diliyordu her şeyi ondan güzel dost var mıydı sanki.

    Çilesini çektiği sevdanın gözyaşlarıyla uyanıyordu her sabah tam kavuşacakken Züleyha ya bir adım kalmışken ellerinden kayıp giden sevdanın terk edişiyle kendine geliyordu Yusuf.

    Oysa ne kadar kutsaldı bu sevda kavuşmanın ölüm ayrılığın ise ölümden daha beter olduğu bir kor taşıyorlardı gönüllerinde ne kadar ağırdı bu yük.
    Gecenin karanlığında Samyeli rüzgarların n taşıdığı Züleyha nın kokusunu duyuyordu sanki hücrelerinde gözlerini kapatıyor ve onun hayalini kuruyordu

    Züleyha ise Yusuf un kokusunu duyduğu her gece elini kestiği hançeri arıyordu bu sefer eline değilde tam bağrına saplayacaktı hançeri. Yeter artık diyordu Rabbim bir sevdanın küle çevirdiği gönülleri birbirlerine
    doğru savuruyordu rüzgâr.
    Belki çok uzaktılar birbirlerine ama buluştukları tek yer dualarıydı ikisi de gözyaşlarına boğmuştu gök ehlini
    Gökten rahmet damlalarını onlar için indirirken melekler onlar çoktan ıslatmıştı hazan yağmurlarıyla toprağı.
    Sürgün vermez bu sevda bu gönülde kaderimiz öbür tarafa bırakmış kavuşmamızı erteleyelim sevdamızı arih sayfalarına işlesin adımız diye düşünüyorlardı.

    O sırada Rabbi Yusuf un sabrını ve Züleyha`nın gözyaşlarını karşılıksız bırakmamıştı.
    Yusuf zindanlardan kurtulmuş ve Mısır a sultan olmuştu. Mısır Yusuf geldikten sonra bolluk ve bereketin iyilik ve adaletin sembolü bir ülke olmuş. Eşsiz hükümdarın ülkesinde ne dilenci ne de bir fakir kalmıştı.
    Bir gün ülkesinde fakir veya muhtaç var mı diye gezen Yusuf yüzü buruş buruş yaşlı bir kadını dilenirken görür ve yanına yaklaşır Ne istersin neden dilenirsin kadın diye sorunca. Dilenci ; “ben gül yüzlü Yusuf un dilencisiyim var git sen benim derdime derman olamazsın beni kendimle beni Yusuf’umla baş başa bırak benim derdim Yusuf dur “der

    Yusuf u kimden dilersin deyince hükümdar Yusuf u onun rabbinden dilerim onu bana ondan başka kimse veremez Yusuf un Rabbi Yusuf u sana gönderdi diyen hükümdara kadın; “şu halimi görmüyor musun? Yüzüm

    buruş buruş Yusuf beni bu halimle ne yapsın?” deyince Hükümdar bana bak… Der.
    Yüzünü yavaşça ay parçasına doğru kaldıran kadının ağzından Yusuf kelimesi çıkar sadece ve hıçkırıklara boğulur…
    Kabul olmuştur dualar yıllar sonra da olsa Yusuf u görmek ne büyük şereftir. Aşkın yoğurduğu gönüller şimdi vuslatın sevinciyle coşuyordu. Hayal mi görüyorum diye içinden geçiriyordu Züleyha ama hayal değildi bu yüzde yalan yoktu o kadar gerçekti ki Yusuf tu bu tamamlamıştı çilesini ikiside yanan gönüllerin kokusu bir tütsü gibi sarmıştı tüm dünyayı.

    O an Yusuf Rabbine el açarak ım onun çektiği çile yeter Züleyha nın güzelliğini geri ver diye dua eder. Bir anda eski güzelliğine kavuşan Züleyha ve Yusuf un aşkları sonsuza kadar devam eder…
    Değimlidir ki âşıkların en güzeli kavuşanlardır.
    Tüm âlemi gözyaşlarını boğan bu sevda mutlu bitmiştir. Kavuşmuştur gönüller sevgiliye hasret topraklar can bulmuştu sevgilinin yüreğinde.
    Şimdi konuşma zamanıdır ah zaman deyip sustuğumuz anın dile gelmesi gerektiği andır.
    Allah tüm gerçek sevenlere böyle bir aşk nasip etsin…

    ErDaL

    25 Temmuz 2010 - 18:49:58

    Allah tüm gerçek sevenlere böyle bir aşk nasip etsin…

    sessiz_gul

    04 Eylül 2010 - 21:42:49

    Varsa hala böyle sevgiler tabii…

    YORUM YAP

    İsim:
    Email:
    Site:
    Yorum:
     


    Sesli sohbet sohbet