logo

|||Yalan Soyleyecek Kadar Hiçkimseden Korkmam !!! |||İmza / vartes|||
SesliSitem.Com Türkiyenin En Büyük En Hareketli Sesli Chat Sesli Sohbet Platformu!

Sitemize Hoşgeldiniz.
Tarih: 05-02-2012
Saat: 21:49

Site Map Contacts anasayfa

Aktive X Yukle

Aktive X Yukle

Anket

    • How Is My Site?

      • Good (64%, 9 Votes)
      • Excellent (14%, 2 Votes)
      • Bad (7%, 1 Votes)
      • Can Be Improved (7%, 1 Votes)
      • No Comments (8%, 1 Votes)

      Total Voters: 14

      Loading ... Loading ...
  • Üye Panelİ

    REKLAM

    reklam

    SON YORUMLAR

    • ahmet: ee yuhh artik bir ülkenin genelkurbaybaşkani eyer korkuyorsa dieyecek bir laf bulamiyorum ya
    • YağmuR: aminnnnnnnn kardeşim benim cümlemizinde inşlh
    • dogukan10: Eyvallah Saolasın Cemil Agabey Bu Videoyu Yuklucem Dıye Kayıt Olmadıgım Vıdeo Sıtesı Kalmadı 3-4 saat Cok...
    • olumune_sevdam: sitemiz adminlerinden doğukan10 arkadaşımıza hazırlamış olduğu videodan dolayı tşkr eedr...
    • YagmuR: emeğine sağlık….

    SON DAKiKA HABERLER

    TAKVİM

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  
    ?
    You are here: Home
    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 14 Kasım 2011 / 21:01

    Kutsal değerlere hakaret eden BDP’li Sırrı Sakık’ın oğlu Cenk Sakık’ın twitter mesajları şok edecek cinsten…

    Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e “Kabile şefi”, Kur’an-ı Kerim’e “Muhammed’in sözü” diyen Radikal yazarı Hakkı Devrim’in ardından kutsal değerlere bir hakaret de BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın oğlu Cenk Sakık’tan geldi.

    HZ. ADEM’E KÜSTAH SÖZLER

    Cenk Sakık, insanlığın atası ve ilk peygamber Hz. Adem ile Hz. Havva hakkında çirkin ifadeler kullandı. BDP’li vekilin oğlu,Twitterhesabından “Zamanında Havva Adem’e tipim değilsin deseymiş tüm bunlar yaşanmıycaktı” mesajını geçti.

    PKK kamplarında Zerdüşt ayininin yapıldığını ortaya koyan görüntülerin yankıları sürerken, Sakık’ın dini değerleri hedef alması dikkat çekti.

    Babası ve kardeşi Heval Sakık gibi lüks bir hayat süren Cenk Sakık’ın diğer mesajları da gözlerden kaçmıyor.

    “TANRI’NIN ÇALIŞMA TARZININ BU OLMADIĞINI ÖĞRENDİM”

    Sakık’ın, ünlü mafya lideri Al Capone’nin “Çocukken her aksam yatmadan önce Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim” sözünü paylaşması da dikkat çekiyor.

    TERÖRİSTE “ŞEHİT” DİYEN ARDA’YA ÖVGÜLER

    Sakık’ın oğlunun, “Attığım golüTürkiyeCumhuriyeti’ndeki bütün halkların şehit olan evlatlarına armağan ediyorum” diyen, tepkiler üzerine de yanlış anlaşıldığını söyleyen futbolcu Arda Turan için geçtiği tweet de şöyle: “Helal olsun Arda Turan’a baksa da bir şey demiyorum.”

    AĞZINI FENA BOZUYOR

    “Emre’nin gelmişini geçmişini s…”

    HEVAL SAKIK GİBİ ŞARAP TUTKUNU!

    Cenk Sakık’ın kardeşi Heval Sakık gibi şarap tutkunu olduğu görülüyor: “Bayramda ‘ büyükler” ziyaret edilmeli, mesela bi ‘70′lik ;) mutlu bayramlar dilerim hepinize.., Afiyet olsun valla bende Gencay’ı bekliyorum biz de viski içeceğiz bu aksam ;) bu arada kime anlatysn.”

    Heval Sakık’ınFacebookprofilindeki fotoğraflar da herkesi şok etmişti. Kandırılıp dağa çıkarılan teröristler sefalet içerisindeyken, BDP’li vekilin oğlu, evdeki şarap koleksiyonundan bir şişe alıyordu. Sakık, raflarda dizili içki şişeleri ile beraber görülüyordu.

    BÖYLE OLUR DEVRİMCİ SAKIK’IN MESAJI

    “Hep kardeş olacak değiliz ya yasasın halkların sevgililiği!!!”

    METRESİYLE TATİL YAPAN BENGİ YILDIZ’LA YARIŞIYOR!

    Eline molotof ve bomba verilip eylem yaptırılan çocuklar hapislerde çürürken, Cenk Sakık, tatile çıkacağını duyuruyor: “Çeşme yolcusu.”

    EĞLENCEDE BURNU KIRILDI

    Bir grup arkadaşıyla bir barda eğlenen Cenk Sakık’la başka bir grup arasında kavga çıkmıştı. Kavgada Sakık’ın burnu kırılmıştı. Hastanede tedavi altına alınan Cenk Sakık, şikayetçi olmamıştı.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 14 Kasım 2011 / 20:31

    İslamiyet’ten Hristiyanlığa geçenlerin sayısı ne? En çok hangi ülke vatandaşları din değiştiriyor?

     

    Türkiye’de resmi verilere göre bir yıl içinde farklı dinlere mensup iken İslamiyet’e geçenlerin dörtte üçünü kadınlar oluşturdu. 
     
    İslamiyet’i seçenlerin büyük bir bölümünün daha önce Hristiyan olduğu belirlendi. İslamiyet’e geçenlerin daha çok gençler olduğu da ortaya çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verilerine göre bir yıl içinde 634 kişi din değiştirerek Müslüman oldu. Bunların 467′si kadın. Kadınların neden İslamiyet’i seçtikleri sorusuna verdiği yanıtların başında “inceleme ve araştırma” geliyor.
     
    ÜLKELERE GÖRE SIRALAMA
    Habertürk Gazetesi’nde yer alan habere göre; Türkiye’de bir başka dinden İslamiyet’e geçenlerin yaklaşık dörtte birini Almanlar oluşturuyor. Onları Rusya, ABD, Fransa ve İngiltere vatandaşları takip ediyor. 
     
    Diyanet verilerinde ilginç bir ayrıntı da dikkat çekti. 47 Türkiye vatandaşı, bir yıl içinde bir başka dinden İslamiyet’e geçti. 
     
    Bunların 41′i kadın, 6′sı ise erkek. İslamiyet’i seçenlerin büyük en büyük çoğunluğunu 21-30 yaş arası gençler oluşturdu (toplam 257 kişi). 31-40 yaş arasında da 175 kişinin İslamiyet’i seçtiği tespit edildi.
     
    İslamiyet’ten Hristiyanlığa 7 yıl içinde 338 kişi geçti
    Türkiye’de 1997-2004 yılları arasında yapılan bir araştırmaya göre İslamiyet’ten başka dine geçenlerin sayısı 7 yılda 344 kişi olarak belirlenmişti. Bu kişilerden 338′i Hristiyanlığa, 6′sı ise Museviliğe geçmişti
    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 14 Kasım 2011 / 18:42

    Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, ülkedeki diplomatik misyonlara düzenlenen saldırılar için özür diledi.

    El Muallim, Şam’da düzenlediği basın toplantısında, “Dışişleri Bakanı olarak, yabancı misyonlara yapılan bu saldırılar için özür diliyorum” dedi.
           
    Viyana Sözleşmesi çerçevesinde elçiliklerin güvenliğinden sorumlu olduklarını belirten El Muallim, bu olayların tekrarlanmayacağını umduğunu söyledi.
            
    Arap Birliği’nin önceki gün Suriye’nin üyeliğini askıya almasının ardından Suriye’deki Türk, Suudi Arabistan ve Fransız diplomatik misyonları hükümet yanlısı oldukları belirtilen sopalı ve bıçaklı büyük bir grubun
    saldırısına uğramıştı.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 13 Kasım 2011 / 1:02

    Haftanın Admini

     

     

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 11 Kasım 2011 / 19:13

    Kocaeli Valisi Ercan Topaca, İzmit-Gölçük seferini yapan yolcu vapurunun kaçırıldığını söyledi.

    Ankara’da konuya ilişkin oluşturulan kriz merkezinden öğrenilen bilgilere göre; kaçırılan deniz otobüsünün körfezde dolaştırıldığı, kaptan köşkünde 1 eylemcinin bulunmasına karşın, 4 eylemcinin gemide bulunduğu tahmin ediliyor.Terörörgütü adına eylem yaptıklarını bildiren eylemcilerin gemide bulunanların cep telefonlarını topladıkları için yolcularla irtibat kurulamadığı, mürettebatın ise eylemciler tarafından kontrol altında tutulduğu öne sürülüyor.

    PKK/HPG adına kaçırma olayını gerçekleştirdiğini belirten eylemcinin, üzerinde patlayıcı madde bulundurduğunu söylediği ileri sürülüyor. Körfezde seyreden deniz otobüsünü sahil güvenlik hücüm botları takip ederken, gemiye müdahale için güvenlik birimlerinin alarma geçirildiği öğrenildi.

    Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, mürettebatla birlikte deniz otobüsünde 20-21 kişinin bulunduğunu, eylemi gerçekleştirilen kişinin üzerinde bomba olduğu bilgisinin alındığını söyledi.

    Karaosmanoğlu, eylemi gerçekleştirilen kişinin PKK’nın “silahlı kanadı” HPG üyesi olduğunu söylediğini, örgütün adının medyada yer almasını istediğini belirtti.

    VALİ’DEN AÇIKLAMA

    Kocaeli Valisi Ercan Topaca, İzmit-Gölçük seferini yapan yolcu vapurunun kaçırıldığını söyledi.

    Vali Topaca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akşam saatlerinde İzmit-Gölçük seferini yapan yolcu vapurunda kaptanın bulunduğu bölüme giren bir kişinin kaptanı rehin aldığını söyledi.

    Vapurun kontrolünü ele geçiren kişinin İzmit Körfezi’nde vapuru dolaştırdığını dile getiren Topaca, ”Vapuru kaçıranların bir kişi olduğu net değil. Sadece kaptanın yanında bir kişi var. Güvenlik güçlerimiz olayla ilgili inceleme başlattı. Mürettebatla birlikte vapurda 20 kişi var” dedi.

    SAHİL GÜVENLİK TAKİPTE

    Kocaeli’den kaçırılan Kartepe isimli deniz otobüsünün duyulmasından sonra, Yalova Polisi bot ve zodyak ile yaklaşık 25 polisi deniz otobüsünü takibe almak üzere çıkartı. Silahlarla donatılan polislere zodyaklarda eşlik etti.Kocaeli’den bu akşam saatlerinde kaçırılanKocaeliBüyükşehir Belediyesi’ne ait Kartepe isimli deniz otobüsünün Yalova’ya yönlenmesi üzerine Yalova Polisi hareketli saatler yaşadı.

    Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Deniz Şubesi bünyesindeki “Polis-1 Yalova” adındaki özel bot ve zodyaklara binen yaklaşık 25 polis, çelik yeleklerini giyip silahlarını alarak feribotu kontrol altında tutmak üzere denize açıldı. Yalova polisi, deniz otobüsünün kaçırılmasından sonra sahildeki resmi ve sivil ekip sayısınıda artırdı.

    BAKAN ANKARA’YA DÖNÜYOR

    Kocaeli’de deniz otobüsünün kaçırılması nedeniyle Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Erzurum programını yarıda keserek Ankara’ya hareket etti. Bakan Yıldırım’ın Ankara’ya gelişinin ardından konu hakkında bilgi almak üzere Bakanlığın Denizcilik’le ilgili bölümünde oluşturulan kriz merkezine geçeceği öğrenildi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 11 Kasım 2011 / 19:04

    Başbakan, Van’da meydana gelen depremle ilgili olarak, ‘kim burada oturulabilir şeyini vermişse, bunlarla ilgili de yasal süreci başlatacağız’ dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van’da meydana gelen depremle ilgili olarak, ”Bizler tabii burada yasal süreci de çalıştıracağız. Kimler olursa olsun, ister üniversite camiasından olsun, ister AFAD’dan olsun, kim, nereden olursa olsun, kim burada oturulabilir şeyini vermişse, bunlarla ilgili de yasal süreci başlatacağız. Zira bizler her şeyi bilen insanlar değiliz. Bu bilen insanları buralarda istihdam ediyoruz. Onların verdiği raporlara da uymak durumundayız. Uyulmadığı zaman da ‘niçin uymadınız’ diye siyasetçi bununla karşı karşıya kalır. Dolayısıyla bunların nedeni, niçini üzerinde de ilgili mercilerin tabii ki duracağını umuyorum” dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Herkes şunu bilsin ki bu iş tek başına Hükümetlerin çözebileceği bir iş değildir. Bu mesele, devlet-millet işbirliğiyle karşılıklı güvenle, anlayışla çözülebilecek bir meseledir. İşte onun için 74 milyonu, muhtemel depremlere karşı teyakkuz halinde olmaya çağırıyorum. Allah’ın izniyle biz, milletçe bu meseleyi çözeriz. Can kaybını, yaralanmaları, mal kaybını en asgariye indirebiliriz. Sıfırlayabiliriz demiyorum. Biz bunu başarabiliriz ve inşallah da başaracağız” dedi.

    Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptırdığı 111 Tesisin Toplu Açılış Törenine katıldı. Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bugünün 11.11.2011 tarihi olduğunu hatırlatan Erdoğan, 111 tesisin hayırlı olmasını diledi.

    Konuşmasının başında, Van’da 5,6 şiddetindeki deprem neticesinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, yaralı vatandaşlara da acil şifalar temenni etti. Edremit ilçesi merkezli bu son depremde, Van merkezde 25 binanın maalesef yıkıldığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

    ”Bu binalardan 22 tanesi çok şükür daha boşaltılmıştı. Sadece üçünde enkaz altında kalanlar oldu. Arama kurtarma ekiplerinin özverili çalışmaları neticesinde, enkazdan 30 kişi yaralı olarak çıkarıldı, 20 kişi ise hayatını kaybetti.

    İlk deprem sebebiyle zaten Van’da tüm kurumlarımız, ekiplerimiz, sivil toplum örgütleri teyakkuz halindeydi. Bu yeni depremle birlikte, 5 askeri, 2 sivil kargo uçağıyla bölgeye yardım sevkıyatını hızlandırdık. Çok hızlı bir şekilde, enkazın olduğu yerlere, 688 kamu personeli, 71 arama kurtarma ve sağlık ekibi, 14 arama köpeği, 62 araç ve 3′ü uçak, 8′i helikopter olmak üzere 22 ambulans gönderdik. 5.6′lık depremden sonra bölgedeki ihtiyaç sahiplerine, 8 çadır, 45 bin 407 battaniye ve 600 yatak ulaştırdık. Depremden etkilenen 300 vatandaşımızı da tedavileri için Ankara ve İstanbul’a taşıdık.

    Gerek önceki büyük depremin, gerek son depremin yaralarını sarabilmek için, devletimizin tüm imkanlarıyla, tüm kurum ve kuruluşlarımızla, başta bakan arkadaşlarımız olmak üzere tüm yetkililerle bölgedeyiz. Şu anda yine Başbakan Yardımcım Sayın Atalay’ın riyasetinde 4 bakan arkadaşım orada. Vali arkadaşımızla birlikte değerlendirmeleri yapıyorlar. Ona göre adımlarımızı atacağız.

    Vanlı kardeşlerim lütfen müsterih olsunlar. Biz onların korkularını, tedirginliklerini, yaşadıkları acıyı çok iyi biliyoruz, çok iyi hissediyoruz. Var gücümüzle, imkanlarımızı zorlayarak Vanlı kardeşimizin yanında olmanın mücadelesini veriyoruz. Daha önce de söyledim, kimseyi bu kış gününde aç ve açıkta bırakmayacağız inşallah. Allah’ın izniyle, çadır, battaniye, ısıtıcı, gıda ne gerekiyorsa fazlasıyla sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz.

    Bölgede geçici konutları hızla monte ediyoruz, kalıcı konutlar için de kolları sıvadık. Yine Vanlı kardeşimden rica ediyorum. Lütfen, hasarlı binalara girmeyin, hatta bu binalara yaklaşmayın. Artçı depremler devam ediyor. Bilim adamlarımızın tespitlerine göre bir süre daha da devam edecek. Lütfen, tedbiri elden bırakmayalım, lütfen risk altına girmeyelim.”

    -Depremde hayatını kaybeden Japon doktora teşekkür-

    Sadece Vanlıların değil, 74 milyon vatandaşın dikkatini özellikle bir hususa çekmek istediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu hatırlattı. Geçmişte, Erzincan, İzmir, Burdur, Muş, Kütahya, Samsun ve Erzurum gibi illerde çok büyük depremler yaşandığını belirten Erdoğan, o dönemde haberleşme imkanlarının bugünkü kadar yaygın ve kolay olmadığını, deprem biliminin bugünkü kadar ileri olmadığını dile getirdi. Ancak son yıllarda, başta Sakarya ve Düzce depremleri olmak üzere, Çankırı, Afyon, Bingöl, Bala, Elazığ ve Simav depremlerini bütün Türkiye’nin aynı anda öğrendiğini ve gelişmeleri an be an izlediğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

    ”Üniversitelerimizde deprem üzerine uluslararası boyutta merkezler kuruldu, önemli bir birikim oluştu. Sivil toplum örgütlerimiz aynı şekilde yardım noktasında, arama kurtarma noktasında çok güzel ekipler oluşturdu. Artık, tek tek vatandaşlarımızın da bu bilinç düzeyine, bu farkındalığa ulaşması kaçınılmaz hale geldi. ‘Bana bir şey olmaz’ anlayışıyla hareket etme lüksümüz bulunmuyor. Deprem öncesinde alınması gereken tedbirleri hepimizin bilmesi, öğrenmesi ve uygulaması gerekiyor. Deprem anında, deprem sonrasında nasıl hareket edeceğimizi, nasıl davranacağımızı bilmemiz, öğrenmemiz gerekiyor. Ev ya da iş yeri alırken, kiralarken, yaptırırken, bir gün deprem olabileceğini artık hesaba katmamız gerekiyor. Altında oturduğumuz çatının sağlamlığını sorgulamamız gerekiyor. Kısacası, depremle yaşamayı ama tedbirli yaşamayı artık topyekün, milletçe, bilinçli bir şekilde hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor.

    Sadece müteahhitleri, denetim kuruluşlarını, yerel yönetimleri değil, artık tek tek kendimizi de sorgulamak durumundayız. Eğer, 1903′te, Malazgirt’te 2 bin 626 kişinin vefat ettiği depremden ders çıkarılsaydı, inanın, 1930′da Hakkari’de 2 bin 514 kişi hayatını kaybetmezdi. Eğer 1939′da tam 32 bin 962 kişinin öldüğü büyük Erzincan felaketinden ders çıkarılsaydı, 1944′te Bolu Gerede’de 4 bin kişi hayatını kaybetmeyebilirdi. 1966′da Varto’da 2 bin 394 vatandaşımızı kaybettik. 1975′te Lice’de 2 bin 385 vatandaşımızı kaybettik, 1976′da Muradiye’de 3 bin 840 vatandaşımızı kaybettik. Bütün bu depremlerin üzerine, Sakarya, Gölcük, İstanbul depreminde maalesef 17 bin 127 kardeşimizi kaybettik.

    Biz depreme karşı duyarsız olamayız, duyarsız kalamayız. Yaşanan onca felaketi unutup, hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Hükümet olarak en başından itibaren çok yoğun şekilde depreme karşı hazırlık yapıyoruz. Bir yandan acil müdahale konusunda önemli reformlar gerçekleştirirken, bir yandan da Türkiye genelinde hızla kentsel dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Herkes şunu bilsin ki; bu iş tek başına Hükümetlerin çözebileceği bir iş değildir. Bu mesele, devlet-millet işbirliğiyle, karşılıklı güvenle, anlayışla çözülebilecek bir meseledir. İşte onun için 74 milyonu, muhtemel depremlere karşı teyakkuz halinde olmaya çağırıyorum. Allah’ın izniyle biz, milletçe bu meseleyi çözeriz. Can kaybını, yaralanmaları, mal kaybını en asgariye indirebiliriz. Sıfırlayabiliriz demiyorum. Biz bunu başarabiliriz ve inşallah da başaracağız.

    Depremde hayatını kaybeden Japonya vatandaşı dostumuzu da şükranla yad ediyor, ailesine, yakınlarına, Japonya devletine buradan baş sağlığı mesajlarımı iletiyorum.”

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 11 Kasım 2011 / 18:58

    Adana’nın Ceyhan ilçesinde bir kişinin, aralarında tartışma çıkan 3 çocuk annesi eşini, arkadaşlarının yardımıyla kayınbabasının evinden kaçırıp, darp ettikten sonra baygın halde polis merkezi yakınında yol kenarına bırakıp kaçtığı iddia edildi.

    Alınan bilgiye göre, İzmir’de ikamet eden ve hurdacılık yaptığı öğrenilen  Hüseyin Ç. (28), eşi Cennet Ç’yi (25) ve 3 çocuğunu alarak, Kurban Bayramı  nedeniyle Ceyhan’daki akrabalarına ziyarete geldi. Çift, bayram süresince Cennet Ç’nin Esentepe Mahallesi’nde oturan anne ve  babasının evinde kalırken, yakın akrabalarını ziyaret ederek bayramlarını  kutladı.Bayramın son günü, Cennet Çalar ile aralarında henüz belirlenemeyen  nedenle tartışma çıkan Hüseyin Ç, bunun üzerine kayınbabası Ali D’nin evinden  ayrıldı.        

    İddiaya göre, Hüseyin Ç, bugün sabah saatlerinde geldiği kayınbabası Ali  D’nin evinde konuşma bahanesiyle dışarı çağırdığı eşi Cennet Ç’yi, arkadaşlarının  yardımıyla, plakası belirlenemeyen bir otomobile zorla bindirerek kaçırdı.Eşini, Bota Mahallesi’nde bir akrabasının evine götüren Hüseyin Ç, burada  sopa ve yumrukla darp ettiği genç kadını, Şehit Fehmi Coşkun Polis Merkezi  yakınlarında baygın halde yol kenarına bırakarak kaçtı.       

     Vatandaşların yerde baygın halde yatarken gördüğü Cennet Ç, 112 Acil  Yardım görevlileri tarafından Ceyhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.Cennet Ç’nin yapılan muayenesinde darp sonucu burun kemiğinin kırıldığı  ve vücudunda darp izleri olduğu tespit edilirken, Hüseyin Ç’nin ve olaya karışan  kişilerin polis tarafından yakalanmasına çalışıldığı belirtildi.Damadının kızını kaçırmasının ardından polisi aradığını belirten Ali D.  (52), ”Damadım, konuşmak amacıyla dışarı çağırdığı kızımı iki arkadaşıyla zorla  kaçırdı. Bir akrabasının evinde kızımı öldüresiye dövmüş” dedi.       

     Genç kadının annesi Günsel Dinç (50) ise kızının 15 yaşındayken  evlendiğini ve bu evliliğinden de 3 oğlunun olduğunu belirterek, şunları  söyledi: ”Kızım beni daha önce de defalarca İzmir’den telefonla arayıp kocasının  kendisini sürekli dövdüğünü söylemişti. Her defasında da yeniden barışmışlardı.  Biraz da bizim adetlerimizde var, ‘kadın eşini terk edemez’ diye. Bayram boyunca  araları çok iyiydi. Devamlı şakalaşıyorlardı. Maalesef damadım bayram bitince  yeniden dayağa başladı.”   

    Savcılıktan serbest bırakıldı

    Adana’nın Ceyhan ilçesinde, aralarında tartışma çıkan 3 çocuk annesi eşini kaçırıp darp ettikten sonra baygın halde polis merkezi yakınında yol kenarına bırakıp kaçtığı iddia edilen zanlı sevk edildiği adliyeden serbest bırakıldı.

    Alınan bilgiye göre, Kurban Bayramı nedeniyle Ceyhan’daki akrabalarına ziyarete gelen ve aralarında çıkan tartışma üzerine Esentepe Mahallesi’nde oturan kayınbabasının evinden eşi Cennet Ç’yi (25) arkadaşlarının yardımıyla kaçırıp darp ederek ve burun kemiğinin kırılmasına neden olduğu öne sürülen zanlı Hüseyin Ç. (28), polisin takibi sonucu yakalandı.

    Zanlı Hüseyin Ç, emniyetteki işlemlerin ardından ”darp” suçundan adliyeye sevk edildi. Saldırıya uğrayan Cennet Ç, ifadesinde eşinden şikayetçi olmazken, Hüseyin Ç. Cumhuriyet Savcılığı tarafından serbest bırakıldı.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 11 Kasım 2011 / 18:50

    ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, İran’a karşı bir askeri harekatın ”istenmeyen sonuçlar doğurabileceği” uyarısında bulundu.

    Amerikalı Bakan, olası saldırının İran’ın nükleer çalışmalarını en fazla üç yıl geciktirebileceğini söyledi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu salı günü, İran’ın nükleer araştırmalarının nükleer silah kapasitesine erişme amacı taşıdığını öne sürmüştü.
    Panetta Washington’da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ”İstenmeyen sonuçlar konusunda dikkatli olmalısınız” dedi ve saldırının İran’ı yapmak istediklerinden caydıramayabileceğini vurguladı.Amerikalı Bakan, ayrıca ”Daha da önemlisi, bölgede ciddi etkileri olabilir, ayrıca bölgedeki Amerikan güçleri üzerinde de. Bunların hepsinin dikkatli ele alınması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
     

    Panetta, İran’a tavrını değiştirmesi için ”en sert ekonomik yaptırımları ve diplomatik baskıların uygulanması” gerektiğini söyledi.
    Amerikan ve İsrail basınında, son günlerde ABD’yle İsrail’in birlikte ya da bu ülkelerden birinin tek başına İran’a saldırı düzenleyebileceği yönünde yoğun spekülasyonlar yapılıyordu.

    İran’a yönelik suçlamalar
    Atom Enerjisi Kurumu’nun İran ile nükleer silahları ilişkilendirdiği son rapor, bugüne kadar Tahran yönetimine karşı kullandığı en sert ifadeleri içeriyor.
    Atom Enerjisi Kurumu’nca BM Güvenlik Konseyi üyelerine sunulan raporun 13 sayfadan oluşan ek bölümünde, Tahran merkezli nükleer çalışmalar konusunda toplanan istihbarat ve verilere yer verildi.
    Raporda, İran’ın “nükleer patlayıcı geliştirmeyle ilgili denemeler yapmakta olduğuna dair bilgilere ulaşıldığı” belirtildi.
    Atom Enerjisi Kurumu raporunda, İran’ın yürüttüğü çalışmalar arasında yer alan bilgisayar modellerinin tek amacının “nükleer bombayı harekete geçirecek sistemler geliştirmek” olabileceği kaydedildi.

    ‘Yolumuzdan sapmayacağız’
    İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ise, ülkesinin nükleer programından ”bir iğnenin ucu kadar bile sapmayacağını” söylemişti.İran lideri, raporun ABD tarafından sağlanmış boş iddialara dayandığını kaydetti.İran’ın nükleer programının enerji amaçlı sivil bir proje olduğu görüşünü tekrarlayan Ahmedinejad, ”Sizin elinizdeki yirmi bin bombanın karşısında, biz iki bomba üretmeyeceğiz.” dedi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 10 Kasım 2011 / 17:26

     

     

     

     

     

    ‘Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 73. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz. Millet olarak Ulu Önder’i kaybetmenin acısını SESLİSİTEM ailesi olarak her 10 Kasım’da paylaşıyoruz. Aynı zamanda çok şanslı bir millet olduğumuzun bilincindeyiz. Çünkü Mustafa Kemal gibi bir lider, bir dahi Türk Milleti’ne nasip oldu.

    Her zaman yüreğimizde taşıdığımız üzüntüyü, O’nun fikirlerine, ilke ve inkılâplarına sahip çıkarak, çizdiği yolda dosdoğru ilerleyerek bir nebze de olsa hafifletebiliriz’

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 9 Kasım 2011 / 19:03
    Memur ve emeklilerin heyecanla beklediği Toplu Sözleşme Yasa Tasarısı tamamlanarak imzaya açıldı.

    Bu ay Meclis’ten geçmesi planlanan tasarıda toplu sözleşme 2 yıllık yapılacak ve dört zammı içerecek.

    Memur ve memur emeklilerine ‘yüksek zammın’ yolunu açacak olan, ‘Toplu Sözleşme Yasa Tasarısı’ Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. Tasarıda, toplu sözleşme sürecinin yol haritasını içeren tam 33 madde yer aldı. Tasarının, Meclis’ten Kasım ayı içinde geçirilerek, Aralık’ta toplu sözleşme görüşmelerine başlanması hedefleniyor.

    Tasarıya göre, memurların toplu sözleşme görüşmeleri her yılın Eylül ayında gerçekleştirilecek. Sözleşmeler, genel ve hizmet kolu olmak üzere iki ayrı sınıfta yapılabilecek. Toplu sözleşmeler, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerli olacak. Yani sözleşmeler iki yıllık olarak yapılacak. Altışar aylık dilimler halinde, dört zammı içerecek. Toplu sözleşmelerde, ilk etapta kamu işveren heyeti ve kamu görevlileri sendikaları heyeti masaya oturacak. Kamu işveren heyetinde, Devlet Personel Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakan ve bakan tarafından belirlenecek iki üye olacak.

    SENDİKAYA ÜYELİK GEREKMİYOR

    Sendikalar heyetinde ise en çok üyeye sahip sendikanın belirleyeceği bir başkan ile en çok üyeye sahip üç sendikanın belirliyeceği altı temsilci yer alacak. Heyetler, zam konusunda anlaşama sağlayamazsa, konu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na gidecek. Tasarıda, hakem kurulunun toplam 11 üyeden oluşması öngörüldü. Kurulun 5 üyesi kamunun 5 üyesi de sendikaların belirleyeceği kişilerden oluşacak. Sayıştay Başkanının da kamudan geldiği düşünülürse, kuruldaki ağırlık 6′ya 5 olarak kamunun lehine olacak. Kurulun vereceği kararlar kesin olacak. Ve yineden müzakere edilmeyecek, doğrudan yürürlüğe girecek. Tasarıya göre, sendikalara üye olmayan memurlar da toplu sözleşmelerde belirlenen yüksek zamlardan yararlanabilecekler. Ayrıca, toplu sözleşmelerde belirlenen her zamdan, memur emeklileri ile sözleşmeli memurlarda yararlanacak.

    SEÇİM ÖNCESİ MAAŞ TORPİLİNE SON VERİLDİ

    Star Gazetesi’nin haberine göre imzaya açılan tasarıya göre toplu sözleşme hükümleri, yerel yönetimlerde görev yapan memurları da kapsayacak. Tasarıda, belediye başkanlarının yerel seçimler öncesinde yüksek zam vermesinin de önüne geçildi. Tasarıda “Personelin aylık ve ücretlerini ödemeyen mahalli idarelerde ve mahalli genel seçimlere 24 aydan az süre kalması halinde mahalli idare tazminatı müzakareleri ve sözleşmesi yapılamaz” hükmüne yer verildi.

    20 BİN SAĞLIK PERSONELİ ALINACAK

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sağlıktaki eski çalışanlar ve emeklilerin özlük hakları ile ilgili bir çalışmaları olduğunu açıkladı, maaşlarının iyileştirileceği müjdesini verdi. Akdağ ayrıca, önümüzdeki yıl hekimler dışında 20 bin sağlık personeli alacaklarını kaydetti. Sağlık Bakanlığı’nın yeni Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte sağlık alanında birçok yeniliğe gidilirken, Bakan Recep Akdağ, KHK’da yapamadıkları bazı düzenlemeler üzerine çalıştıklarını bildirdi.

    Akdağ, sağlıktaki eski çalışanlar ve emeklilerin özlük haklarını iyileştirecek bir yasal çalışma yürüttüklerini kaydetti. Çalışmanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda başlatıldığını ifade eden Akdağ, “Sağlık çalışanları ile ilgili güzel bir şeyler yapacağımıza dair hem hükümet programımızda hem de beyannamemizde ifadeler var. Ekonomi yönetimiyle eski çalışanlar ve emeklilerin özlük hakları konusunda çalışma içindeyiz ve maaşlarını iyileştireceğiz” dedi.

    Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2012 yılında kamuya 90 bin kişi alacaklarını açıkladığını da anımsatan Akdağ şunları söyledi: “2012 senesinde hastaneler ve üniversitelere 20 bin sağlık personeli alacağız. Ama doktorlar bunun dışında. Doktorları hemen alacağız. Onlarda sınır yok.

    Toplam 61 sayfa, 10. sayfa gösteriliyor.« İlk...89101112203040...Son »

    Tüm Hakkı Vartes'e Aittir