logo

|||Yalan Soyleyecek Kadar Hiçkimseden Korkmam !!! |||İmza / vartes|||
SesliSitem.Com Türkiyenin En Büyük En Hareketli Sesli Chat Sesli Sohbet Platformu!

Sitemize Hoşgeldiniz.
Tarih: 05-02-2012
Saat: 21:51

Site Map Contacts anasayfa

Aktive X Yukle

Aktive X Yukle

Anket

    • How Is My Site?

      • Good (64%, 9 Votes)
      • Excellent (14%, 2 Votes)
      • Bad (7%, 1 Votes)
      • Can Be Improved (7%, 1 Votes)
      • No Comments (8%, 1 Votes)

      Total Voters: 14

      Loading ... Loading ...
  • Üye Panelİ

    REKLAM

    reklam

    SON YORUMLAR

    • ahmet: ee yuhh artik bir ülkenin genelkurbaybaşkani eyer korkuyorsa dieyecek bir laf bulamiyorum ya
    • YağmuR: aminnnnnnnn kardeşim benim cümlemizinde inşlh
    • dogukan10: Eyvallah Saolasın Cemil Agabey Bu Videoyu Yuklucem Dıye Kayıt Olmadıgım Vıdeo Sıtesı Kalmadı 3-4 saat Cok...
    • olumune_sevdam: sitemiz adminlerinden doğukan10 arkadaşımıza hazırlamış olduğu videodan dolayı tşkr eedr...
    • YagmuR: emeğine sağlık….

    SON DAKiKA HABERLER

    TAKVİM

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  
    ?
    You are here: Home
    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 29 Eylül 2011 / 16:42

    Almanya’dan Türkiye’ye gelen tarihçi resmen PKK propagandası yaptı.

     

    Genel kanı tarihçilerin objektif olması ve açıklamalarda bu özelliklerini ön planda tutmalarıdır.

    Ancak bu örnekte durum biraz farklı.

    Almanya’dan kalkıp Hakkari’ye gelen ve çatışmalarda yaşamını yitiren sivillerle ilgili araştırma yaptığını söyleyen tarihçi Michaem Knopp, Türkçe konuşarak PKK propagandası yaptı.

    PKK’nın son haftalarda birbiri ardına katlettiği sivillerin ölümünü haklı göstermeye çalışan Knopp, çatışmalardan terör örgütünün değil, devletin sorumlu olduğunu söylemekten de geri durmadı.

    Almanya’nın  Berlin Kenti’nden Hakkari’ye gelen, aralarında milletvekili, tarihçi, üniversite öğrencilerinin de bulunduğu 15 kişilik heyet, İnsan Hakları Derneği Hakkari Şubesi’ni ziyaret etti.

    TÜRKLER BAŞARISIZ OLMUŞ

    Devletin güvenlik güçlerinin PKK’lı teröristlere yönelik operasyonlarını ‘sivillere saldırı’ diye niteleyen Michaem Knopp, “Biz iki gün önce de Batman’daydık. Ben şunu görüyorum ki, Türk devleti Kürt hareketine karşı başarısız oldu. Bu yüzden Türk halkı, Kürt halkına karşı terör estiriyor. Bu olayları araştırmak için buraya geldik. Batman’da öldürülen kadın ve karnındaki bebeğin ölümünü de araştırdık. Oradaki halk da, devletin halka baskı yaptığını ve gerçeği sakladığını söylüyor. Biz Batman’da o ailenin ziyaretine gittik. Orada her taraf işgal altında. Her tarafta asker konuşlu. Sivil mağdur halka silah dayatılıyor. Çatışmanın yaşandığı inşaattaki çalışan da infaz edilmiş. Bunun da devlet tarafından yapıldığını gösteriyor” dedi.

    BİLMEYEREK YAPMIŞLAR

    Alman heyet başkanı Michaem Knopp, PKK’nın Siirt’te yemeğe giden 4 genç kızı katlettiği saldırıyla ilgili de “Gerillalar, bilmeyerek bu olayı yaptıklarını açıkladılar” diyerek, hazırlayacakları raporu Alman Parlamentosu’na ve AB Komisyonu’na sunacaklarını söyledi.

    Hakkari’ye gelirken tehdit edildiklerini iddia eden Michaem Knopp, “Biz dün gelirken Depin Polis Kontrol noktası bir OHAL bölgesi gibi. Bizi bırakmak istemediler. Bize silah dayatarak tehdit ettiler, bağırdılar, sert konuştular, her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Bizi bir şekilde uzaklaştırmak istiyorlar” dedi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 28 Eylül 2011 / 7:57

    Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde teröristler, ‘polis’ sandıkları kimya mühendisini sokak ortasında öldürdü.

     

    HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesin’de akşam saatlerinde kimya mühendisi bir kişi ile yanında bulunan akrabası genç kız silahlı saldırıya uğradı. Yaralanan iki kişi hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı.

    Olay,  saat 19.00 sıralarında Yüksekova’nın eski cezaevinin arka tarafında bulunan Kuruköy Yolunda meydana geldi. Yaya olarak evine gitmekte olan İzmir nüfusuna kayıtlı Kimya Mühendisi Engin Yıldırım ile yanında bulunan Esenyurt Toplum Merkezinde Çocuk Gelişim Bölümünde usta öğretici olarak çalışan Yüksekovalı akrabası Hülya Kutlar, silahlı saldırıya uğradı. Kimliği belirsiz kişilerin açtığı ateş sonucu iki kişi vucutlarına isabet eden mermilerle yaralandı.

    Hayatını kaybeden genç kimya mühendisinin, Yüksekova’ya, bir ay önce öğretmen olarak atanan eşi ile birlikte geldiği, Vali Erdoğan Gürbüz İlköğretim Okulu’nda rehber öğretmen olarak görev yaptığı öğrenildi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 28 Eylül 2011 / 7:48

    PKK’nın Batman saldırısı 4 can aldı. Polisle çatışan PKK’lıların açtığı ateş sonucu bulundukları otomobilde ağır yaralanan 8 aylık hamile Mizgin Doru ve kızı 3 yaşındaki Sultan hayatını kaybetti. Mizgin Doru’nun bebeği sezaryenle alındı. Bütün Türkiye bebeğin yaşaması için gözyaşı döktü, dua etti ama henüz adı bile konmayan o bebek yaşama tutunamadı. PKK ile çıkan çatışmada ağır yaralanan polis Adem İlkılıç’ın ise beyin ölümü gerçekleşti.

    Batman’a Kıra Dağı’ndan inen bir grup PKK’lı terörist önceki gece bir otomobili silah zoruyla gasp ederek Batman kent merkezine hareket etti. Teröristlerin ayrılmasından bir süre sonra, araçları gasp edilen 2 kişi ellerini çözüp çıktıkları karayolunda bir aracı durdurduktan sonra polisi aradı. Batman polisi ihbar üzerine saat 23.00 sıralarında Bahçelievler Mahallesi Aydın Konak Kavşağı’nda teröristlerin içinde bulunduğu otomobili buldu.
    Polisin beyin ölümü gerçekleşti

    Polisin ‘Teslim olun’ çağrılarına karşılık otomobilde bulunan teröristler uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Açılan ilk ateşte Batman Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Komiser Yardımcısı Adem İlkılıç ağır yaralandı. Hastanede tedavi altına alınan polis İlkılıç’ın önce beyin ölümü gerçekleşti, bu sabah da şehit olduğu bildirildi. Ancak fişi çekildiği belirtilen komiser yardımcısı Adem İlkılıç’ın yaşam fonksiyonlarının devam etmesi üzerine yeniden yaşam ünitesindeki tedavisine devam edildiği açıklandı.

    O bebek de yaşama tutunamadı

    Teröristlerin açtığı ateş sırasında yoldan geçen ve içinde 35 yaşındaki Talat Doru, 8 aylık hamile eşi 32 yaşındaki Mizgin, kızları 3 yaşındaki Sultan, 6 yaşındaki Şeyma, Nuda ve Hivda’nın bulunduğu otomobil isabet aldı. Talat Doru, yaralı halde, ateş altında kalan otomobili hızla olay yerinden uzaklaştırarak, en yakındaki Özel Dünya Hastanesi’ne götürdü. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen ağır yaralı eşi Mizgin ve kızı Sultan yaşamını yitirdi. Doktorlar 8 aylık hamile Mizgin Doru’nun karnındaki bebeği kurtarmak için yoğun bir çaba harcadı. Ameliyata alınan Doru’nun bebeği sezaryenle alındı. Ancak sadece bir gün yaşayabildi.

    Batman Sağlık Müdürü Dr. Namık Kemal Kubat, saldırı sonucu hayatını kaybeden Mizgin Doru’dan sezaryenle alınan ve Özel Batman Dünya Hastanesi’nde küvezde tedavisi devam eden bebeğin tüm çabalara rağmen kurtarılamadığını söyledi. Kubat, “Çok üzüldük. Onu yaşatmak için herkes elinden gelen çabayı gösterdi ancak bebeği kurtaramadık. Ailesine baş sağlığı diliyorum” dedi

    Teröristlerle 1 saat süren çatışmada 2 polis memuru hafif yaralanırken, 3 PKK’lı öldürüldü. Teröristlerin saldırısında ölen Mizgin Doru ile kızı Sultan, merkeze bağlı Ömergöze Köyü’nde sabah erken saatlerde toprağa verildi.
    Erkek bebek özlemi

    Olayın ardından, ‘Doru’ Ailesi’nin bir dramı da ortaya çıktı. Mizgin ve Talat Doru çiftinin evliliklerinden bugüne kadar 4 kız çocuğu olduğu ve bu yüzden bir erkek çocuk sahibi olmak istedikleri belirtildi. ‘Bir de erkek çocuk olsun’ istekleri üzerine Mizgin Doru’nun hamile kaldığı ve 1 ay sonra dünyaya gelecek erkek bebeği heyecanla bekledikleri vurgulandı.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 28 Eylül 2011 / 7:42

    Seçimlere 7 ay kala Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, siyasi kariyerinde oldukça kötü zamanlar yaşıyor. Ekonomik krizle boğuşurken, bir yandan da kendisini şimdilik teğet geçen yolsuzluk davaları yüzünden, yargının nefesini ensesinde hissediyor. Cumhurbaşkanı son olarak, Senato’daki kontrolü sol partilere kaptırarak bir yara daha aldı.

    2012 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Nicolas Sarkozy’nin partisi, Fransız parlamentosunun üst kanadını teşkil eden Senato’da çoğunluğu, muhalefetteki sol partilere kaptırdı. Fransa’da solun bu zaferi kimi çevrelerce, “Sarkozy’nin ‘zenginlerin cumhurbaşkanı’ imajına bir tepki” olarak yorumlanıyor.   

    YARGI SARKOZY’YE DOKUNACAK MI
    Öte yandan, Fransız yetkililerin Pakistan’a 1993 yılında sattığı denizaltılardan yasadışı komisyon alındığını ortaya döken Karaçi skandalı ve bu komisyonun Edouard Balladur’ün 1995 seçim kampanyasında kullanıldığı iddiası kapsamında, Sarkozy’nin önce 30 yıllık dostu Thierry Gaubert, ardından sağdıcı Nicolas Bazire’in gözaltına alınıp sorgulandı. Bu gelişmeler doğrultusunda Sarkozy’nin çevresindeki yargı çemberinin daraldığı öne sürülüyor.

    Sorgulamalar sırasında Gaubert’in eşi İtalya Prensesi Helene de Yugoslavie’nin hâkime “Eşim sık sık Ziyad Takieddin adlı Pakistanlı ile beraber Londra üzerinden İsviçre’ye giderek, valiz içinde paralarla dönerdi” diye ifade verdiği öğrenildi. Fransız gazetesi Le Monde’un, Sarkozy’nin sağ kolu eski İçişleri Bakanı Brice Hortefeux’nun bu ifadeyi önceden öğrenerek Gaubert’i arayıp “Dikkat et, eşin polise konuşmuş” diye uyardığını ortaya çıkarmasıyla, durum daha da çirkinleşti.

    MUHALEFET KARAÇİ’Yİ KULLANACAK
    Bu dava, muhalefetin eline güçlü bir koz vermiş gibi görünüyor, çünkü Sarkozy, Balladur’ün kaynağı şaibeli seçim kampanyasının tam ortasındaydı. Seçim kampanyasının hem sözcüsü, hem de Gaubert ve Bazire’in çalışma arkadaşıydı.
     
    Ana muhalefet Sosyalist Parti’nin Cumhurbaşkanı aday adayı Ségolène Royal, olan biteni “Sarkozy sistemi çürümüş” şeklinde yorumlarken, aynı partinin bir diğer güçlü aday adayı François Hollande “Nicolas Sarkozy tarihe, sağa Senato’daki çoğunluğunu kaybettiren lider olarak geçecek” dedi. Eski sulh yargıcı ve Fransız Yeşiller Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Eva Joly ise, Sarkozy’nin, Balladur’ün seçim kampanyası davası kapsamında mutlaka dinlenmesi gerektiğini savunuyor.

    EKONOMİK ENDİŞELER HALKI SARKOZY’YE İTEBİLİR
    Senato’daki yenilgi her ne kadar “önemli bir uyarı” niteliğinde olsa ve Karaçi davası mideleri bulandırsa da, ekonomik ve finansal sıkıntıların, “Yunanistan’a benzeme” korkusunun seçmeni, hiç denenmemiş bir lidere oy vermekten alıkoyup, Sarkozy’nin kollarına itebileceği olası senaryolar arasında bulunuyor.

    Seçim kampanyalarında sergilediği yüksek performansın da etkisiyle, Sarkozy seçmenin oyunu alsa bile, Fransa halkının kendisini büyük bir istek, destek ve heyecanla seçmeyeceği aşikâr. Başka bir deyişle, “kötünün iyisi” tekrar yönetime getirilmiş olacak. Cumhurbaşkanı’nın sosyalist adaylara karşı bir diğer avantajı da seçim arenasına “işleri” sebebiyle daha geç girecek, dolayısıyla daha az yıpranacak olması. Yine de halihazırdaki yönetimin eline yüzüne bunca çamur bulaşmışken, iddialı bir öngörüde bulunmak için erken. Fransız seçmenin kararı, önümüzdeki yedi ay içinde yaşanacak gelişmelerle şekilleneceğe benziyor. 

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 28 Eylül 2011 / 7:36

    Başbakan Erdoğan, dünyanın en saygın dergilerinden TIME’a bir röportaj verdi.

    Derginin 5 yazar ve muhabiriyle geçen haftaki BM Genel Kurulu sırasında bir araya gelen Erdoğan, TIME tarafından, “günün uluslararası devlet adamı” olarak nitelendi ve Arap Baharı Turu sırasında “rock yıldızı” gibi karşılandığı belirtildi. Erdoğan dergiye özetle şunları söyledi:

    İsrail’e 89 karar var

    - Ortadoğu Dörtlüsü, Filistin meselesini gerçekten çözmek istiyor olsaydı, İsrail’e karşı yaptırım uygulardı. BM Güvenlik Konseyi, İsrail’i 89 adet kararda, bu kararlara uymaması durumunda yaptırım uygulanacağı yolunda tehdit etti. İsrail bunları uygulamadığı halde yaptırım görmedi. Oysa İran ve Sudan gibi ülkelere hemen yaptırım getirildi.

    BM’de reform gerekli

    - Herkesin samimi olması lazım. BM’de bu noktada reform gerekli. Güvenlik Konseyi’deki daimi üye meselesi nedir? Bunun kaldırılması gerekir. Bütün dünya, kelimenin tam anlamıyla bu beş daimi üyenin kararlarının kölesi oldu.

    -  İlişkilerini, prensipler üzerine kuran bir kişiyim. Beşar Esad bana, “Hapiste sadece 83 siyasi muhalif var” dedi. Aslında binlerce, binlerce var.

    ABD ile gerilim yok

    - Son dokuz senedir ABD ile Türkiye ilişkileri asla gerilemedi, ama arzu ettiğim kadar da ilerlemedi. Gelecek için iyimserim. Size açık yüreklilikle söyleyebilirim, aramızda bir gerilim söz konusu değil.

    - İsrail ile bazı meselelerde anlaşamadığımız konusunda anlaşıyoruz. Ama bu anlaşmazlıklar ilişkilerimizi koparmak için bir bahane değil. Türkiye, tıpkı ABD gibi egemen bir ülke. İfade ve fikirler konusunda farklı yönlere gidebiliriz, ama her zaman dost kalacağız.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 27 Eylül 2011 / 18:06

    İsrail basını, Başbakan Erdoğan için ilginç bir iddia ortaya attı.

     

    İsrail basını ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’a Peres’le telefonla görüşme teklifinde bulunduğunu öne sürdü. Habere göre, Erdoğan bu teklifi reddetti

    İsrail’in Yedioth Ahronot gazetesi, Türkiye ile İsrail arasındaki krizin sonlandırılması amacıyla, ABD’nin arabuluculuğunda temasların yeniden başladığını öne sürdü.

    Gazeteye göre, üst düzey bir İsrailli yetkili, son günlerde uzlaşmaya varmak için temaslar yapıldığını doğruladı. Haberde, ABD’nin yeni bir inisiyatifi doğrultusunda, Başbakan Erdoğan ve Peres arasında bir telefon görüşmesinin yapılmasının önerildiği ifade edildi.

    İsrailli üst düzey yetkililer, “Türkler’in bu öneriyi reddederek özür, tazminat ve ablukanın kaldırılması taleplerinde ısrar ettiklerini” belirtti.

    İsrail’deki haber sitelerinden Walla da benzer bir haber vererek, krize son verme girişiminin ABD’nin İsrail Büyükelçisi Dan Shapiro’dan geldiğini kaydetti.

    Haberde, “Siyasi yetkililer, iki taraf arasında temasların olduğunu söylemekle birlikte, Başbakan Erdoğan’ın şu aşamada girişimi kabul etmediğini de bildirdiler” denildi.
    MAVİ MARMARA LİSTESİ

    Türk gazetelerinde yayımlanan “Türk istihbarat teşkilatının Mavi Marmara baskınında yer alan İsrail askerlerini tespit ettiği” yolundaki haber de İsrail’de çeşitli basın organlarında yer aldı.

    Yedioth Ahronoth gazetesi, listede isimleri bulunan askerlerin baskına katılmadıklarını ve hiçbir aşamada Şayetet biriminde görev yapmadıklarını belirtti.

    Askerlerin çoğunun, 2009 yılı başında Gazze’deki Dökme Kurşun operasyonunda yer aldıkları ifade edilirken, İsrail Ordu Sözcüsü, konuyla ilgili olarak “Önceki listelerin yeniden kullanımı söz konusu. Terörle mücadele çerçevesinde İsrail devleti adına hareket edenlere karşı yasal önlem alma girişimlerini yakından izliyor ve gerekli adımları atıyoruz” diye konuştu. Üst düzey İsrailli yetkililer de askerlere ilişkin haberlerin Türkler’in uyguladığı psikolojik savaşın bir parçası olduğunu öne sürdüler.

    Maariv gazetesinde aynı haber, “Erdoğan’ın kara listesi” adıyla verildi ve baskında yer aldıkları iddia edilen 174 asker ve subayın fotoğraflarının yayımlandığı kaydedildi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 27 Eylül 2011 / 18:00

    Şırnak’ta kaçan 9 terörist teslim oldu.

     

     

     

    Terör örgütü kamplarından kaçan 9 terörist Şırnak’ın Silopi ilçesi yakınlarında güvenlik güçlerine teslim oldu.

    Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü PKK’ya ait kamplardan kaçan 3’ü kadın 9 teröristin Silopi ilçesi yakınlarındaki Habur Sınır Kapısı’nda güvenlik güçlerine teslim olduğunu söyledi.

    Vali Özkan, Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürülen teröristlerin ifadelerinin alınmasına başlanıldığını bildirdi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 27 Eylül 2011 / 17:50

    Güneydoğu’daki sivil toplum örgütleri bir ağızdan PKK’ya “Yeter” diye bağırdı!

     

    Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak ve Mardin’deki bazı sivil toplum kuruluşları, terör örgütü PKK’nın hain saldırılarını şiddetle kınadı.

    Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının artık sona ermesi gerektiğini belirterek, halkın şiddet olaylarından bıktığını söyledi.

    “İnsan olarak ne diyeyim. Artık insanlığımdan utanıyorum, bunlar vahşet” şeklinde tepkisini dile getiren Akyıl, şöyle konuştu: “Ucu kime dokunuyorsa dokunsun bu saldırıları şiddetle kınıyorum.

    Siirt’teki 4 genç kızımız hayatını kaybetti, bugün de Batman’da hamile bir kadın ile 4 yaşındaki çocuğu öldü ve 20 günlük polis hayatını kaybetti. Dünyada böyle bir şey var mı… Bunun izahı yok. Kimden gelirse gelsin şiddeti kınıyorum. Bunun bir an önce durdurulması gerekir. Kim olursa olsun artık yeter. Hangi çağda yaşıyoruz, vatandaşın tahammülü kalmadı. Silahla, şiddetle dünyada kimse başarılı olmamış. Bu işin çözümü parlamentodadır.”

    Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya da, şiddeti başlatan unsurların ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, şiddeti başlatan temel unsurun da diyalogsuzluk olduğunu söyledi.

    “ŞİDDET OLMADIĞINDA BÖLGEDE EKONOMİ GELİŞİYOR”

    Siyasette şiddet dilinin hakim olduğunu, dünyanın hiç bir yerinde şiddeti yöntem olarak kullanarak, demokratik hak elde etme devrinin kalmadığını belirten Kaya, şöyle dedi: “Öncelikle dili barışçıl hale getirmek sonra da demokratik kanalları olabildiğince kullanmaktır. Bu çerçevede özellikle iktidar partisinin BDP’yi Meclise çağrısının ve dilinin olumlu olması, BDP’nin de bir an önce Meclise dönmesi gerekiyor. Demokratik kanalların bir an önce açılması gerekiyor. Kürt sorunu sadece bölgeyi ilgilendiren bir sorun değil. Maalesef şiddet ortamı ister istemez bölgede hem sosyal hem de ekonomik yaşamı çok olumsuz etkiliyor. Şiddetin olmadığı dönemlerde bölgemize baktığımızda gerçekten hayatın güzel aktığını, ekonominin geliştiğini görebiliyoruz. Ama son günlere baktığımız zaman belli saatten sonra evlere çekilmek, sosyal yaşam gittikçe daralmaya başlıyor. Bu da ister istemez ülkemizin, bölgenin ekonominin zarar görmesine, hem de yaşam olanaklarının daralmasına neden oluyor. Şiddetin tırmanması toplumda endişeye yol açıyor. Bir şekilde bu şiddetin artık bu topraklarda sona ermesi gerekiyor.”

    “SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”

    “Sözün bittiği yerdeyiz ” diyen KAMER Vakfı Başkanı Nebahat Akkoç ise, “Aslında siviller doğrudan hedef değilmiş gibi açıklama yapılıyor, ’gezmeden gelirken vuruldu’ diye bir açıklama yapılıyor. Ama böyle çatışmalar olursa kimin bu çatışmalarda hayatını kaybedeceğini bilemeyiz. Ben bunu kaza olarak kabul etmiyorum” dedi.

    İnsanların evlerinden dışarda olduğu saatlerde yapılan çatışmaların mutlaka kurbanları olacağını vurgulayan Akkoç, “Bütün şiddet olaylarını kınıyorum” dedi.

    Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Hülya Çetin de saldırıları şiddetle nefretle kınadığını, şiddet olaylarının toplumlar arasındaki kardeşlik duygularına zarar verdiğini söyledi.

    “BU CENAZELERİN HİÇ KİMSEYE BİR FAYDASI OLMAZ”

    Batman Baro Başkanı Yusuf Tanrıseven, şiddetin tırmanışının çok üzücü olduğunu, bunu onaylamanın mümkün olmadığını belirterek, şiddet olaylarını her zaman kınadıklarını ve bunu her ortamda dile getirdiklerini söyledi.

    İnsanların ölümüne neden olan şiddet olaylarının tasvip edilmeyeceğini kaydeden Tanrıseven, “Hiç bir şey insan canından daha önemli değil” dedi.

    Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Geliş de, saldırıların tüm toplumu olumsuz etkilediğini ve huzursuz kıldığını belirtti.

    Hayata olan bakışı daraltığını ifade eden Geliş, “Bu cenazelerin hiç kimseye bir faydası olmaz. Ne zamana kadar bu olumsuzlukların içinde cebelleşeceğiz. Herkesi kendi kulvarında sorumluluğa davet ediyoruz. Tekirdağ’da, Muğla’da, Hakkari’de aynı sorumluluk içindeyiz. Bu gemide hepiz varız, bu geminin güzellikleri de olumsuzlukları da hepimiz için. Bu saldırıların tamamen bertaraf olması için hepimizin katkı sunması lazım” şeklinde konuştu.

    “BÖLGENİN HUZURA İHTİYACI VAR”

    Siirt Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Nedim Kuzu da şiddet olaylarını kabullenmenin ve tasvip etmenin mümkün olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Son aylarda bölgemizde ve ilimizdeki şiddet olaylarında büyük bir artış görülüyor. Hepimizi derinden üzen bu olayları tasvip etmek mümkün değildir. Bu olaylarda bir çok masum insan yaşamını yitirmektedir. Artık, akan bu kan durmalıdır. Anneler gözyaşlarına boğulmamalı, gencecik insanlar yaşamlarının baharında ölmemelidir. Bölgenin huzura ihtiyacı vardır. Yatırımcının gelmesi için öncelikle bunun sağlanmış olması gerekiyor. Bu nedenle herkesin ama herkesin sağduyulu davranması gerekiyor. Bu olayların sona ermesi halinde ülkemizin önü açıktır. Ülkemizi dünyanın önde gelen ülkeleri haline getirecek uzlaşma ile hazırlanacak demokratik çağın gereklerine uygun yeni bir anayasa ivedilikle hazırlanmalıdır.”

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Mardin Şube Başkanı Kazım Aksoy da terör örgütünün saldırılarını kınadıklarını, Güneydoğu’daki sivil toplum örgütleri olarak istikrarın sağlanmasından yana olduklarını söyledi.

    Sorunların demokratik mekanizmalar içerisinde çözüme kavuşturulması için daha çok çaba gösterilmesi gerektiğine inandıklarını belirten, Aksoy, “Şiddete başvurmanın faydası yok. Bölge yatırımlarına, turizmine, ticaretine, refah ve huzuruna darbe vuracak bu puslu havanın biran önce dağılması gerekmektedir. Halkımızın sağduyusuyla bu kaosun da üstesinden gelecektir” dedi.

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 27 Eylül 2011 / 17:31

    Türkiye’nin ilk milli savaş gemisi Heybeliada hizmete girdi…

     

    AK Parti iktidarı döneminde her alanda hız kazanan milli yatırımlara bir yenisi daha eklendi. Türkiye’nin Milli Gemi (MİLGEM) projesi kapsamında yapılan ilk yerli savaş gemisi Heybeliada törenle hizmete girerken, Büyükada gemisi de denize indirildi.

    Preveze Deniz Zaferi’nin 473′üncü yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü kapsamında, dizaynı ve entegrasyonu tamamen milli imkanlarla gerçekleştirilen Heybeliada Gemisi’nin hizmete girişi, Büyükada Gemisi’nin de denize indirilmesi amacıyla Pendik’teki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda tören düzenlendi.

    Törende konuşan Başbakan Erdoğan,Heybeliada’nın 2004 yılında hayata geçirilen Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında inşa edildiğini vurgulayarak “Bugün MİLGEM Projesi ile ne kadar haklı ve doğru bir adım attığımızı ispat etmiş olmanın da ayrıca memnuniyetini yaşıyorum. Milli savunma, ancak milli bir sanayi ile milli bir anlayışla etkin ve mümkün olur” dedi. Konuşmasında Heybeliada gemisinin 3 yıl önce denize indirildiği günü anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bundan tam 3 yıl önce fırtınalı, yağmurlu bir günde denize indirmiştik. Ama hamdolsun, 3 yıl önce o rüzgarlı günde denize indirdiğimiz bu gemi, şimdi bütün fırtınalara dayanıklı bir şekilde ülkemizin bayrağını denizlerde gururla taşıyacak, bu aziz vatanın savunmasında önemli bir vazife ifa edecektir. Türkiye’nin aydınlık yarınları için bütün gücümüzle, bütün direncimizle alın teri dökmeye, eserler kazandırmaya, gücümüze güç katmaya devam edeceğiz. Herkes bilsin ki Türk bayrağı denizlerde de okyanuslarda da barışın sembolü olmaya devam edecektir.

    DÜNYANIN 10 ÜLKESİ ARASINDAYIZ

    Burada şu müjdeyi de sizlerle özellikle özellikle paylaşmak istiyorum. Türkiye artık dünyada savaş gemisi tasarım ve inşasını gerçekleştirebilen 10 ülke arasına girmiş bulunuyor. Ekonomimiz sağlam bir şekilde hedeflerine ilerlerken, dış politikada Türkiye her mecrada barışın bayraktarlığını yaparken, savunma sanayisinde de tarihi bir eşiği bugün aşmış oluyoruz.”

    TSK İHTİYAÇLARININ YÜZDE 50′Sİ YERLİ

    Başbakan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin silah ve teçhizat ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranında ulaşılan noktayı da açıkladı:

    “Yüzde 50′ye çıkardık. Bu sektörümüzdeki kararlı çalışmalarımız neticesinde ihracatımız 1 milyar dolara, ciromuz ise 2,3 milyar dolar seviyesine çıkmış durumdadır. Türkiye 2004-2010 yılları arasında dünyada en çok askeri teçhizat ithal eden ülkeler arasında 6′ncı sıradan 14′üncü sıraya indiği ve dışarıya bağımlılığın önemli ölçüde azaldı. Aynı süre içerisinde askeri teçhizat ihracatında 27′nci sıradan 21′inci sıraya yükseldi. Bu da demek oluyor ki sadece kendimiz için üretmedik, ürettiğimiz askeri teçhizatlar noktasında dışarıya olan satışlarımızı da artırdık”

    TÜRKİYE KENDİ SİLAHINI DA ÜRETECEK

    Başbakan Erdoğan, askerlerin kullanacağı piyade tüfeğinin tasarlandığını ve testlerine başlanıldığını da anımsattı:

    “Milli tankımız olan ‘Altay’ın konsept tasarımını da tamamladık ve ülkemizde ilk defa modern bir tankın üretimi için bütün altyapıyı hazır hale getirdik. 10 bin metre yükseklikte uçabilen ve 24 saat havada kalabilen ‘Anka’ isimli insansız hava aracımızın da deneme uçuşlarına başladık. Altını çizerek ifade ediyorum; Anka ile birlikte inşallah stratejik yeteneklere sahip insansız hava aracı üreten 3′üncü ülke Türkiye olacaktır. İlk savaş helikopterimiz olan ‘Atak’ helikopterinin de tüm yazılım ve tasarımlarını tamamladık ve şu anda prototip üretim safhasındayız. Ayrıca, bu süreç içerisinde Türkiye F-16 modernizasyon merkezi olmuştur. Elbette bunlarla yetinmiyoruz. İnşallah daha fazlasını başaracağız ve bunu başaracak iradeye, kabiliyete, bunu gerçekleştirebilecek imkanlara fazlasıyla sahibiz. Cumhuriyetimizin 100;üncü yıl dönümü olan 2023 yılında kendi milli tüfeğini, topunu, tankını, helikopterini, uçağını, insansız hava araçlarını, uydularını tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir Türkiye vizyonunu hep birlikte başaracağız, bu hedefe birlikte ulaşacağız.”

    yazarYazar: olumune_sevdam | tarihTarih: 26 Eylül 2011 / 16:05

    Ankara Aydınlıkevler’de bir apartmanda patlama meydana geldi. Patlamada, 1′i ağır 14 kişi yaralandı.

     

    Ankara’nın Aydınlıkevler Semti’ndeki bir iş merkezinin zemin katında bulunan süpermarketin önünde şiddetli bir patlama meydana geldi. Süpermarketin önünde doğalgaz çalışması yapıldığı sırada meydana geldiği belirlenen ve büyük paniğe yol açan patlamada, 1′i ağır 14 kişi yaralandı.

    Aydınlıkevler Türkiş Blokları Harman Sokak Burhan Çelik İş Merkezi’nde Çağdaş Market’in hemen önünde saat 17.15 sıralarında şiddetli bir patlama meydana geldi. 3 katı iş merkezi olan ve toplam 14 katta 42 dairenin bulunduğu apartmanda büyük panik yaşandı. Patlamanın etkisiyle iş merkeziyle birlikte karşı bloklardaki binaların camları kırıldı. İş merkezinde bulunan kapı ve çerçeveler karşıdaki bloklara çarparak içeri savruldu. Markette bulunan gıda ve diğer maddeler de çevreye saçıldı. Patlama ile birlikte, süpermarket çalışanları ve müşterilerle birlikte 1′i ağır 14 kişi yaralandı.

    Patlama sonrası olay yerine çok sayıda itfaiye ve ambulans sevk edildi. Yaralılar hastanelere kaldırılırken, itfaiye ekipleri ise üst katlardaki çok sayıda kişiyi merdivenlerle tahliye etmeye başladı. Bölgeye Olay Yeri İnceleme ekipleri de gelerek, geniş güvenlik önlemi aldıktan sonra, olası bomba veya sabotaj ihtimalıne karşı incelemede bulundu.

    Patlamanın meydana geldiği süpermarketin hemen karşısında bulunan görgü tanığı İlhan Kaya, “Eşimle balkonda çay içiyorduk. Bir anda bomba patlar gibi büyük bir gürültüyle cam ve çerçevelerin bize doğru geldiğini gördük. Balkondaki sarmaşığın kapı ve pencere parçalarını engellemesi nedeniyle yara almadan şans eseri kurtulduk. Bu ülkede tesadüf yaşıyoruz” diye konuştu.

    Toplam 61 sayfa, 20. sayfa gösteriliyor.« İlk...101819202122304050...Son »

    Tüm Hakkı Vartes'e Aittir